Kendi yolunu açma hususunda Müslüman'a kendinden başka kimsenin yardımı olmayacağını, Müslümanın Allah'tan başka kimseden yardım dilemediğini ve Ondan başka kimseden yardım ummadığını ancak kendisi bilebilir. Varılan her menzil, Allah'ın dilemesiyle sadece ve yalnızca kendi fiillerinin ve amellerinin hasılasıdır. Bu bilinç üzerinde bulunan Müslüman, suçlamaya, ithama layık olanın sadece kendi nefsi olduğunda tereddüt etmeyecek bir kavrayış yüksekliğine de ulaşmış olur.
İslâm yolundaki mücadelede Müslümanlar değerlendirebilecekleri bir fırsatı hep ellerinde bulundurmuşlardır: bu fırsatın özü, Müslümanların iç oluşumlarını tamamlayabilmekten başka bir şey değildir.
Zahir gözüyle tamamen ortadan çekildiği, kaybolduğu sanıldığı zamanlarda bile, İslâm, aslında, hep yaşamaya devam etmiştir. Ne var ki, bu yaşayış şekli görünür plana her zaman yansımadığından onun artık yeryüzü sahnesinden çekildiği zannedilebilmiştir.
Günümüzün genel eğilimi bu. Şiddet, yıldırma, kendini gösterme, işkence, zulüm, içinde yaşadığımız günlerin genel dili haline gelmiştir. Romanlar, filmler işkence ve zulüm sahneleriyle dolu.