Bir beklentinin, bir özlemin gerçekleşmesine yer vermeden dinin öngörülerine salt Allah'ın rızasıdır diye uymak başarılabilirse, kulluk görevi yerine getirilmiş olur. Müslüman, dinin bu dünyada kendine nasıl bir devlet vaat ettiğini hayal etme yerine, onun hükümlerine göre nasıl yaşayabileceğini denemelidir. Dini sınamayı değil, kendini Müslüman olarak gerçekleştirmeyi öne almalıdır .
İslâm'ı yeniden yaşanabilir plana aktarabilmenin etkili yolu, davranışımızı Sünnete uygun hale getirebilmekle ortaya çıkar. Tebliğin sözle icrasının yetersiz kaldığı yerde, ameller tebliğ işini üstlenmiş olur.
Müslümanların, hissettiğim zaaflarının başında dinin hükümlerine riayet hususunda gösterdikleri çekingenlik geliyor, Müslüman imanından kuşku duymaz. Dolayısıyla , onun imanıyla ameli bütünlük gösterir. En azından bu bütünlüğü göstermesi beklenir.Fakat günümüzün bazı Müslümanlarında çoğu kez, söz konusu bütünlüğü gözlemlemek güçleşmiştir.