"Sana ilk gönderdiğim çiçek bir dalı solmuş orkideydi," dedi kısık bir sesle. "Sonrasında ise sen vardın ve bütün çiçekler artık canlıydı." Bakışları bana döndü, ela gözleri bir an bile olsun bakışlarımdan ayrılmadan devam etti. "Sen gittin, doksan bir gün oldu, sana vermek için ayırdığım bütün çiçekler soldu. Bu kutunun içinde doksan bir adet çiçek var, söylesene tek bir orkide dalını canlandırdığın gibi bunları da canlandırabilir misin?" Gözlerinin içine bakarken kelimeler dudaklarımdan firar edemiyordu. "O halde," dedi devam ederek. "Her gözyaşı bir yangın, her saç teli bir urgan," nefesini verdi, "her veda ise bir solmuş çiçek."