Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. 𝑲𝒐̈𝒕𝒖̈ 𝒃𝒊𝒓 𝒓𝒆𝒔𝒊𝒎 𝒂𝒔𝒂𝒓ı𝒎 𝒌𝒐𝒓𝒌𝒖𝒔𝒖𝒚𝒍𝒂 𝒉𝒊𝒄̧ 𝒓𝒆𝒔𝒊𝒎 𝒂𝒔𝒎𝒂𝒅ı𝒎; 𝒌𝒐̈𝒕𝒖̈ 𝒚𝒂𝒔̧𝒂𝒓ı𝒎 𝒌𝒐𝒓𝒌𝒖𝒔𝒖𝒚𝒍𝒂 𝒉𝒊𝒄̧ 𝒚𝒂𝒔̧𝒂𝒎𝒂𝒅ı𝒎.
… evini, dünyanı, hep başında oturduğun ve içindeki birkaç çiçekle mavi kristal vazonun durduğu çalışma masanı, dolaplarını, tablolarını ve kitaplarını gördüm. Hayatına sadece hırsızlar gibi hızlı ve kaçamak bir bakış atabilmiştim, çünkü sadık uşağın Johann eşyalarına dikkatle bakmama asla izin vermedi, ama ben tek bir bakışımla bütün havayı içime çekmiş ve hem uykuda hem uyanıkken gördüğüm seninle ilgili uçsuz bucaksız hayallerim için gerekli besini toplamıştım.
Bu hızla geçen bir dakika, çocukluğuma dair en mutlu anımdı. Sana, beni hiç tanımayan sana anlatmak istediğim anım buydu işte, böylece hayatımı sana nasıl bağladığımı ve nasıl yaşadığımı artık iyice anlayabilirsin.