‘Çaresizliğin herkesin dilinde farklı bir anlamı, her yürekte ayrı bir acısı olurdu. En büyük çaresizlik kalabalıkların arasında, en büyük felakete tutulmak ve o kalabalığın ortasında solup gitmekti. Belki o kalabalık fark ederdi ama bazıları daha çok harlar, bazıları da seyrederdi. Çünkü bu çaresizlikti.
Ben çaresizliği tatmıştım, ben kendi çapımda bir çaresizlikle uzun zaman savaşmıştım. O geniş çapımın içinde çaresizlik üstüme bir kefen gibi örtülene dek de sürmüştü savaşım.’