Özlem

Özlem
@Sayfaarasikahve
Mesajlara dönüş yapmıyorum
Öğretmen/Eğitim yöneticisi
Lisans üstü
103 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
8/10
·304 syf.··
2026 26. kitabı
Gece Yarısı Treni Matt Haig Ah sevgili Wilbur…tam 81 yıl Bu kitap, yaşamak için ertelenmiş hayallerin, söylenememiş sözlerin ve içimizde taşıdığımız pişmanlıkların hikâyesi… Wilbur’un çıktığı tren yolculuğu aslında bir yere varma hikâyesi değil; geçmişiyle, seçimleriyle, kayıplarıyla ve en çok da kalbinde taşıdığı aşkla yüzleşme hikâyesi. Onunla birlikte ben de zaman zaman kendi hayatıma dönüp baktım. Yazarımız @mattzhaig yine umut dolu ama bir o kadar da hüzünlü satırlarla şunu hatırlatıyor: “Hayat bir yarış değil. Bir yerlere yetişmeye çalışırken sevmeyi, durmayı, anın tadını çıkarmayı unutabiliyoruz.” Kitabı okurken sürekli fırsat varken neden daha çok sevmedik, daha çok cesaret etmedik? diye sorgular oldum. Gece Yarısı Kütüphanesi ile benzer temalara sahip olsa da bence aralarında önemli bir fark var. Gece Yarısı Kütüphanesi “Başka bir hayat yaşasaydım ne olurdu?” sorusunun peşine düşerken, Gece Yarısı Treni mevcut hayatımızdaki dönüm noktalarına, verdiğimiz kararların ilişkilerimize ve çevremizdeki insanlara etkisine odaklanıyor. Her iki kitap da kalbimde ayrı bir iz bıraktı ama ilk göz ağrısının yeri daima bambaşka… Ve neticesinde kitap gönülden tavsiyemdir. Sakın kitabın başlarında pes etmeyin sonradan göreceksiniz güzel bir okuma serüveninde ilerliyor olacaksınız “Bazı yolculuklar bizi yeni yerlere değil, kendimize götürür.”
Alıntı
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026335 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·156 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:20
#k:537056ta Takuya Asakura “Ne de olsa mucizeler, sanıldığı kadar nadir değildir.” Dünyanın herhangi bir yerinde olmayan, yalnızca kalbinde derin yaralar taşıyan insanların ulaşabildiği gizemli bir kitabevi var: Sakura Kitapçısı. Kiraz çiçekleriyle çevrili bu küçük kitabevinde ziyaretçileri; gizemli genç kız Sakura ve her şeyi sessizce gözlemleyen üç renkli kedi Kobako karşılıyor. Adeta kitabın başrol oyuncuları onlar. Dört ayrı bölümden oluşan romanın her bölümü, Sakura’nın nerede olduğu bilinmeyen bu esrarengiz kitapçıda, Kobako’nun seçtiği bir kitaptan okunan bölümle başlıyor. Buraya gelen herkesin ortak bir yanı var: tamamlanmamış vedalar, pişmanlıklar ve yüzleşilememiş duygular… Sakura, yas sürecini tamamlayamayan, sevdikleriyle istedikleri gibi vedalaşamayan ya da onlar için yapılan fedakârlıkların farkına varmadan yaşamaya devam eden ziyaretçilerini kendi gerçekleriyle yüzleştiriyor. Dört hikâye arasında beni en çok etkileyen bölüm Mio’nun hikâyesi oldu. Annesini kaybettikten sonra derin bir suçluluk duygusuyla yaşamaya çalışan Mio’nun yaşadıkları ve iç hesaplaşması kalbime en çok dokunan kısım oldu. Kitabın genel değerlendirmesine gelirsem; benim için küçük bir hayal kırıklığıydı. Kapağındaki ışıl ışıl atmosfer, bende bambaşka bir beklenti oluşturmuştu. Ancak içeriği, beklediğim etkiyi tam olarak yaratamadı. Umut ve iyileşme hissi sanki tam derinleşecekken yarım kalıyor, bazı bölümlerdeki tekrarlar ise kurguyu uzatmak için eklenmiş hissi veriyordu. Elbette her okurun beklentisi ve okuma zevki farklıdır. Eğer Japon edebiyatının dinginliğini seviyor; büyük sürprizler yerine huzur, kabulleniş ve umut duygusunu ön planda tutan hikâyelerden hoşlanıyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz. Bir fincan kahve eşliğinde, sakin ve yavaş akan bir okuma deneyimi
Alıntı
Sakura Mevsimi KitapçısıTakuya Asakura · Athica Yayınları · 2026113 okunma
Sıradaki Kim?
7/10
·288 syf.··
2026 24. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:52
Tarçın Kasabası Gizemi R. L. Killmore Tarçın kokulu sokakları, herkesin birbirini tanıdığı sıcak atmosferi ve sevimli kasaba yaşamıyla Tarçın Kasabası, ilk bakışta huzurun adresi gibi görünüyor. Ancak bu huzurlu görüntünün altında yıllardır saklanan sırlar ve yarım kalmış hesaplaşmalar yatıyor. Kitabın baş karakterleri Nia ve Jesse. Nia, yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından yıllar önce kaçarak uzaklaştığı doğduğu kasabaya geri dönüyor. Bu dönüş, yalnızca geçmişiyle değil, geride bıraktığı acılarla da yüzleşmesine neden oluyor. Çok sevdiği arkadaşının talihsiz ölümü, Nia’nın kasabadan ayrılmasının en önemli sebeplerinden biri olmuş. Kasabaya dönüşüyle birlikte arkadaşının annesinin cinayete kurban gitmesi ise yeni bir olaylar zincirinin başlangıcını oluşturuyor. Kasabaya döndüğünde yolu eski sevgilisi Jesse ile yeniden kesişiyor. Artık bir polis olan Jesse, kasabada yaşanan gizemli ölümleri araştırırken Nia da kendini olayların tam ortasında buluyor. Sırlar birer birer açığa çıkarken geçmişten kalan duygular da yeniden gün yüzüne çıkıyor. Gelelim Genel Değerlendirmeme Kitabın kapağı daha ilk anda “beni oku” diyen, huzur dolu bir his veriyor. Özellikle başlangıcı ve yarattığı atmosfer oldukça güçlü. Kasaba teması, romantizm ve gizemin iç içe geçtiği keyifli bir hikâye sunuyor. Ancak polisiye romanlarda yüksek tempo, gerilim ve sürekli canlı tutulan bir merak duygusu arayan okurlar için kitap biraz yavaş ilerleyebilir. Bazı bölümlerde kasaba yaşamı ve karakter ilişkileri, polisiye yönünün önüne geçiyor. Sanırım ben gerilim ve merak dozu daha yüksek polisiyeleri tercih ediyorum. Buna rağmen kitap, sakin ilerleyen yapısıyla keyifli bir okuma deneyimi sunuyor. Eğer çıtır çerez bir kitap okumak, tarçın kokusunun sayfaların arasından yükseldiğini hissetmek ve küçük, sevimli bir
Alıntı
Tarçın Kasabası GizemiR. L. Killmore · Yuzu Kitap · 2025191 okunma
Gerçek şuçlu kim???
9/10
·176 syf.··
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 08:03
“Gerçek suçlu kim: Canavara dönüşen mi, onu o hâle getirenler mi?” Lana Myers… Nasıl bir adaletle ilerliyorsun sen? Uzun bir liste, kusursuz bir planlama, derin bir öfke… Ama tüm karanlığın içinde bile içindeki adalet duygusunu tamamen kaybetmeyen, sevmeyi hâlâ bilen bir kadınsın. Geçmişi acılarla parçalanmış küçük bir kız çocuğunun, yıllar sonra kendi adaletini yazışını okumak gerçekten insanın içine işliyor. Her şeyi geride bırakmak istiyor… Ama geçmiş dediğimiz şey bazen peşini asla bırakmıyor. Ne kadar kaçarsa kaçsın, acıları hâlâ onunla birlikte nefes alıyor. Serinin 3. kitabı olan Kızıl Melek beni gerçekten kalbimden vurdu. Bu seride olaylar sadece cinayetlerden ibaret değil; her sayfada kırılmışlık, öfke, sevgi ve travma hissediliyor. Lana’yı okurken bazen korkuyorsunuz, bazen üzülüyorsunuz, ama en kötüsü… onu anlamaya başlıyorsunuz.
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202650 okunma
9/10
·400 syf.··
2026 21. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 21:26
“Herkesin sakladığı bir yüz vardır… Bazıları sadece daha iyi gizler.” Margot, Anna ve Liv… Birbirinden tamamen farklı görünen 3 kadın karakter. Ama hepsinin içinde sakladığı karanlıklar var. Şenlik ortasında mahsur kalan bir kadınla başlayan hikâye, beni sayfalar ilerledikçe tamamen içine çekti. Olayların 3 farklı kadın karakterin bakış açısından anlatılması, kitabın gerilimini sürekli canlı tutuyor. Çünkü her bölümde düşündüğünüz gerçek bir sonraki sayfada değişiyor. Ve Anna… Ah Anna… Bu kadar sessiz, sakin görünen birinin içinden nasıl fırtınalar çıktı şaşkınım. “Sessiz atın tekmesi” sözü tam olarak bu karakter için yazılmış olabilir Kitabın temposu ise giderek yükseliyor. İlk bölümlerde karakterleri tanıyor, gerilimin yavaş yavaş biriktiğini hissediyorsunuz. Sonrasında ise olaylar öyle bir noktaya geliyor ki sayfaları durmadan çevirmeye başlıyorsunuz. Akıcı dili, merak uyandıran bölüm sonları ve psikolojik baskıyı hissettiren atmosferiyle tam anlamıyla film izler gibi okunan bir kitaptı. Önce Sen Beni Öldürdün #k:532592john John Marrs
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202642 okunma