Yahudiler bizi nasıl aşağılayacaklarını biliyorlardı. Hac'dan dönerken, bizi güneşin altında beklettiler. Hepimiz ayakkabılarımızı çıkarmak ve onları bir yere bırakmak zorundaydık. Daha sonra hangisi kimin bulmaya gidiyorduk. Haliyle, aramızdaki kavga giderek kızışıyordu. Küçük düşürücüydü. Üstünüzü aramak için sizi muayene odasına götürüyorlar. İk kere, bu genç yahudi kadın polis beni odaya götürdü ve yine iki kere, üstümü aramadan dışarı çıkardı. Her ikisinde de bana "Yürü git buradan, çık dışarı!" diye bağırdı. Yahudilerin yaşlılara saygı göstereceğini düşünmüştüm. Arap olduğum için bana saygı göstermiyorsa bile, en azından yaşıma hürmet etmeliydi. Sataşmak için neden beni seçtiğini bilmiyorum. O zamandan beri, o gün sessiz kalıp, karşılık vermediğim için kendimi suçluyorum. Bu şekilde kendimi aşağılatmaya izin vermemeliydim.
Bazen, israil askerlerinin Mescid-i Aksa camisinde ibadet eden birçok kişiyi öldürdüğü zamanlardaki gibi çok daha kötü şeyler yaptıklarında keşke elimden daha fazlası gelse diye düşündüğümü kabul ediyorum. Fakat ne yapmalıydım? Taş mı atsaydım? Bomba mı atsaydım? Canı ancak, tamamen nefret ettiği israilliler tarafından çok yanan biri, onlara bomba atmak ve öldürmek için can atabilirdi. Buna rağmen ben, bir tavuğu karnımı doyurmak için bile öldürebilecek birisi değilken nerde kaldı da bir bıçak alıp gidip birini öldürecektim.
Bugünlerde gençler daha farklı yollara başvuruyorlar. Günümüzde bazı çiftlerin nasıl tanıştıklarını biliyor musunuz? Video kasetlerle! Buna inanabiliyor musunuz? Size söylüyorum.