Sokakta bir kedi var, Elif'i görünce yanına gelir, biz giderkende peşimizden gelir. Servise kadar götürür. Elif çok sever, dedi genç kadın. Kreşe götürüyorum da, beraber gidiyoruz ikimiz.
Adı Elif. Adı güzelmiş. Kendisi degil mi? Yoo! Kendi de güzel, aynı anası gibi. Adam utandı söylediginden. Bu arada çocuk adamın serçe parmagını isiriverdi. Ooff! dişleri de çok keskinmiş!
Biraz daha düşündü adam, babacan tavırla, çocugun saçını uzatsan iyi olur, yanlış anlarlar, diye uyardı genc kadını. Aralarında çukurlar açan sessizlik çözülmeye başlamıştı. Genç kadın daha da güldü. Kulagına küpe taktık ya! Görmedin mi? Aydınlık yüze yayılan gülümseme. Bu defa adam da güldü. Çocuk kadar temiz gülüş. Çocuk daha da huysuzlandı. Adamı kolundan itti.
Ben babamı kaybettim, onunla birlikte çocuklugumu, güzel eski günleri kaybettim. Mesele bundan ibaret. Şimdi çıkıp gelse birbirimizi bagışlardık beki de. Ama gelmiyor. Ölüler geri dönmüyor. Biliyorum ki ne varsa tek başıma taşıyacagım.