Bir çocuk düşünün, her üzüldüğünde saklanan,
her öfkelendiğinde susan,
öfkesinden dolmuş gözlerini saklayarak uzaklaşan.
Her mutluluğu kursağında kalan,
hayalleri pişmanlık getiren,
gerçeği çok erken öğrenen bir çocuk.
Bu çocuğun büyüdüğünü düşünün;
umutsuzluğa sarılarak geçmiş tüm yıllarını, ne kadar arasa da yaşamak için neden bulamamış.
Ruhunu bedenine tutsak etmiş,
tüm duygularını sayılı yaşamış.
Birilerine iyi gelmek için kafasını eymemiş,
davası uğruna kendini harcamış.
Herkes onu değiştirmek istemiş,
üstelik davası uğrunda yakınları tarafından hiç sevilmemiş.
Ve bir gün pes etmiş,
dilini değil belki ama ruhunu susturmuş bu genç.
Ve sonunda kendini çürümeye mahkum etmiş...
O kişi benim işte.
Ös.