Tüm ideolojilere, inandığı değerlere koşulsuz, tam araştırmadan
biat eden insanlar tehlikelidir. Bilgiye ulaşılması halinde, kafamızda
oluşturduğumuz mitleri hayal kırıklığına uğratacağına, zihnimizde
mükemmel olarak yerleşmiş olguların yıkılacağına inanırız.
“El âlem ne der?” baskısıyla, olmadığımız bir karaktere bürünürüz.
Bilgi edinip hayatı daha iyi okumaya, insanları ve karakterlerini
kavramaya başladıkça ümitsizliğe kapılıyoruz.
Kimlik bunalımına girerek yaşamımızı sürdürüyoruz. Etrafınıza bir
bakın, sanki bir maskeli balodayız, her birimiz farklı maskeyleyiz. Niye
bu kadar korkağız, düşünmekten düşündüğümüzü, aslında yapmaktan
haz aldığımız şeyleri gizliyoruz.
Dostoyevski’nin şu
sözü beni çok etkilemiştir, “Her şeyi anlıyorum ve bu beni öldürecek…”
Buna karşılık, Cemal Süreyya’nın, “Bir gün Dostoyevski okudum,
o gün bugündür huzurum yok...” demesi ile beraber şunu düşünmeye
başladım, bilgi gelince mutluluk gidiyor. Gerçekleri görüp bilmezden
gelip cahil rolü yapıp mutlu olmaya çalışıyoruz.