Mükemmeli ararken, hırs ve ihtiraslarımızın karanlık sularında
boşa kürek çekerek, yönümüzü kaybediyoruz... Hijyen takıntısı olan bir
insanın “Ben el değmemiş domates yerim, mikroplardan uzak” demesi
kadar komiktir aslında ütopya peşinde olmamız.
Kadınlar, cinsel obje olarak görülmekten yakınıp dişiliğiyle ilgi
çekmek ister. Çelişki değil mi? Başkaları tarafından hayran gözlerle
izlenmek dürtüsünden kaynaklı.
Dostoyevski’nin şu
sözü beni çok etkilemiştir, “Her şeyi anlıyorum ve bu beni öldürecek…”
Buna karşılık, Cemal Süreyya’nın, “Bir gün Dostoyevski okudum,
o gün bugündür huzurum yok...” demesi ile beraber şunu düşünmeye
başladım, bilgi gelince mutluluk gidiyor. Gerçekleri görüp bilmezden
gelip cahil rolü yapıp mutlu olmaya çalışıyoruz.
Tüm ideolojilere, inandığı değerlere koşulsuz, tam araştırmadan
biat eden insanlar tehlikelidir. Bilgiye ulaşılması halinde, kafamızda
oluşturduğumuz mitleri hayal kırıklığına uğratacağına, zihnimizde
mükemmel olarak yerleşmiş olguların yıkılacağına inanırız.