Tüm çelişkilerimizin altında yatan gerçek sebep, para ve güç hırsımız. Ego ve arzularına teslim olmuş, doyumsuzlukla yaşayan biri, mutluluğu bulacağını sanıyorsa büyük bir yanılsama çıkmazına girer.
Yazın çıkıp, kışın unutulan pop şarkılar misali, aç bitir şarküteri ürünleri tadında ilişkiler. Şekilciliğin sarhoş edici etkisinde uyuşup kısa süreli haz. Tüketime alıştırıldık, çabuk ulaşıp çabuk bıkıyoruz, sonra da bunalım yaşıyoruz.
“El âlem ne der?” baskısıyla, olmadığımız bir karaktere bürünürüz. Bilgi edinip hayatı daha iyi okumaya, insanları ve karakterlerini kavramaya başladıkça ümitsizliğe kapılıyoruz.
• Hayatın doğal akışı, aldığım öğütleri adeta kendi içinde eritti. Bu biçimde yetiştirilmek etik açıdan iyi gibi dursa bile, toplum gerçekleri karşısında anlamsızlaşıyor.