"Çünkü hümanizm karşıtlıklardan beslenir. Dik başlılar, dar görüşlüler, yasa dinlemezler ona yenilirler: Hümanizm onların bütün şiddetini, en fena aşırılıklarını dindirir ve köpüklü beyaz bir lenfaya dönüştürür. Anti-entelektüalizmi, Maniciliği, mistisizmi, pesimizmi, anarşizmi, egoizmi sindirmiştir: Bunlar sadece birer aşamadır, tamamlanmamış düşünceler gerekçelerini ancak hümanizmin içinde bulur: O, bütünün uyumunu sağlayacak bir uyumsuzluktan ibarettir. Başkalarından nefret eden kişi bir insandır, öyleyse hümanistin de belli bir yere kadar başkalarından nefret etmesi gerekmektedir. Ama nefretini dozunda kullanan bilimsel bir mizantroptur o. İnsanlardan, onları sonrasında daha iyi sevebilmek için başta nefret etmiştir."
"Her şey dopdolu, varoluş her yerde, yoğun, ağır ve tatlı. Ama bütün bu tatlılığın ardında, ele geçmez, yakın ama yine de uzak, genç, acımasız ve durgun bu...evet, bu eğilip bükülmezlik var."
"Ben geçmişimi nerede saklayacağım? Geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız; onu koyacak bir eviniz olmalı. Benim gövdemden başka bir şeyim yok; yapayalnız bir adam salt gövdesiyle anıları saklamaktan keyif alamaz. Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyım: Sadece özgür olmayı istemiştim ben."
"Yeryüzünde, serüven duygusu kadar bağlı olduğum başka bir şey yok belki. Ama bu duygu istediği zaman geliyor, sonra hemen kaçıp gidiyor. Gittiği zaman nasıl bomboş kalıyorum! Yoksa hayatımı yok yere harcadığımı anlatmak için mi bana bu kısa ve alaycı ziyaretlerde bulunuyor?"