İğrendiği muhakkak olan birçok şeylere, sırf onlar istiyor diye, onları mesut etmek için mutlak lazım diye katlanıyor, bunca senelik kocasının hırpalamaktan çekinmiyordu. Evet ikisi de çocuklarını ihtimal, aynı kuvvetle seviyorlardı; fakat ne yazık ki seviş tarzları başka idi.
Her şey gibi çocukların terbiyesine verilen emek de boş bir gayretti. Kanlarının mayasında, doğuşta ne varsa vakti saati geldiği gibi meydana çıkıyor, hiçbir şey onu değiştiremiyordu.
Nihayet anladı ki bu kahveler işsizlikten ve aile dirliksizliğinden doğan ıstıraplara karşı sığınılacak yegâne mabedlerdir. Onlar da olmasa, mütekaitler için ölmekten başka yapılacak iş kalmayacaktır.