Bulabildiğim tek açıklama, nasıl ki gerçek olaylar unutulabiliyorsa, asla olmamış olanların da sanki olmuşçasına anıların içinde yer alabildikleri biçimindeydi.
Kosinski'nin Boyalı Buş kitabını okuduktan sonra merak salıp başka bir kitabı olan Boşluk'a başladım. Kitapta geriye dönüşler ve bilinç akışı tekniği oldukça yoğun kullanılmış. Olaylar birbirleriyle pek alakalı işlenmemiş. Rüzgar nereye savurduysa oraya gitmiş bir kitap bence. Ayrıca bir kitaba onlarca hayat sığdırılmış gibi. Kahramanın onlarca kadınla birlikte oluşu, istediği zaman istediğini kadınlara yaptırıyor olması ve bu kitapta kadının fazlaca objeleştirilmiş olması beni çok rahatsız etti. Zevk alıp okuduğum bir kitap olmadı, düş kırıklığı yarattı. Baş karakterin her şeye bu kadar kolay erişmesi ve dilediğini hayattan tutarsız bir biçimde bu kadar kolay gerçekleştirebilmesi kitabı gerçekçi olmaktan uzak düşürüyor. Sanatsal açıdan olgun bir örnek değil bu kitap bana kalırsa.
BoşlukJerzy Kosinski · E Yayınları · 2014179 okunma
Göz alabildiğine uzanan boz tepelerin ardından her sabah donuk bir aydınlık beliriyor, Ruh'un çocukları olan yağmur damlaları hızla toprağa düşüyordu. Ruh önüne kattığı çocuklarını kendisinden kaçtıkları için cezalandırırmış gibi kamçılıyor, oraya buraya savuruyordu.