Bana göre, sabah erkenden kahvaltısını edip şehre gidip treni yakalayan, ticaret aleminin tozlu, kasvetli atmosferinde kalan, akşam evine dönüp yemeğini yedikten sonra uykuya dalan işadamının hayatı bir kadırga kölesininkinden beterdir- zincirleri demir değil altındır o kadar.
Erkeğin cinsel eyleminin en yüce noktasında vermek vardır; erkek kendisini, cinsel organını kadına verir. Doygunluk anında kadına tohumlarını verir. Güçle doluysa vermemezlik edemez. Veremiyorsa erkeklik bakımından güçsüzdür. Daha karışık olsa da, kadın için de durum hemen hemen aynıdır. Kadın da kendisini verir; dişiliğinin özüne giden yolları açar: alma eylemi
içinde verir. Bu verme eylemini gerçekleştiremiyorsa, yalnızca alıyorsa, soğuk bir kadındır. Kadının yaşamında verme eylemi bir kez daha çıkar ortaya; bu da sevişirken değil, anne olduğu zaman görülür. Anne, karnında büyüyen çocuğa kendisinden birçok şey verir; bebeğe sütünü, bedeninin sıcaklığını verir. Vermemek acı yaratır onda.