Alkol ya da uyuşturucu ilaçların yardımıyla yalnızlıktan kaçmaya çalışırlarken, kendinden geçme durumunun sona ermesiyle daha büyük bir yalnızlık duygusuna
kapılırlar; bu yüzden aynı şeylere daha büyük bir istekle,
daha sık başvururlar.
Yalnızlıktan kurtulmanın yollarından biri çeşitli dinsel
törenler'dir. Bunlar bazan ilaçların yardımıyla, insanın
kendi yarattığı kendinden geçme biçimleri olabilir. İlkel
kavimlerde görülen dinsel törenlerin çoğu bu türden bir
çözüm yolunun canlı örnekleridir. Geçici olan bu kendinden geçme durumu boyunca bütünüyle dış dünya, dış dünyayla birlikte yalnızhk duygusu da silinir gider. Törenler toplu olarak yapıldığından, çözüme kitle içinde kendini yitirip onunla bir olma duygusu da eklenir: böylece çözüm daha bir güç kazanır. Bu dinsel çözüm yoluna sıkı sıkıya bağlı, çoğu zaman onunla birlikte giden başka bir yol da cinsel birleşmedir. Cinsel doygunluk, kendinden geçmeye ya da bazı ilaçların yarattığı baygınlığa benzer bir durum yaratır. İlkel toplumlardaki törenlerin çoğu birlikte yapılan bu cinsel birleşme törenleridir. Öyle anlaşılıyor ki bu dinsel törenlerden sonra kişi yalnızlığını pek fazla duymadan bir süre yaşayabiliyor. Sonra huzursuzluğun yarattığı gerginlik yavaş yavaş artıyor, törenin yinelenmesiyle gene ortadan kalkıyor.
Sevgi ta derinden özlenen bir şeyken, öbür şeylerin hepsi sevgiden daha önemli sayılır. Başarı, ün, para, güç - bunları elde etmek için varımızı yoğumuzu veririz; sevmeyi öğrenmek içinse hiçbir şey yapmayız.
Acaba bu tutum, para ve ün getiren şeylerin öğrenilmeye değer sayılmasından, "yalnız" ruhu zenginleştiren ama çağımızın ölçülerine göre kâr getirmez bir şey olan sevginin, uğrunda çok şey harcayamayacağımız bir "lüks" sayılmasından mı kaynaklanmaktadır?