İnsanlar “kendileri gibi” olduklarını kanıtlamak için iki yola başvuruyolar Fromm’a göre:
Birincisi,kendilerini sahip oldukları üzerinden tanımlıyorlar,ikincisi ise kendilerini var olma süreci içerisinde tanımlıyorlar.
İnsanın kendini sahip oldukları üzerinden tanımlaması,tarif etmesi ne demektir?
Sonradan edindiğiniz her şeyi,kişiliğinizin,kimliğinizin hatta varoluşunuzun bir parçası olarak görüyor ve kendinizi sadece bunlarla anlamlandırıyorsanız bir zaman sonra bu noktada işler çok da yolunda gitmeyecektir.
Sahip olduğunuz ev,oturduğunuz semt,kullandığınız markalar,arabanızın markası,cep telefonunuzun modeli,ünvanlarınız,sosyal çevreniz,işiniz vs. kim olduğunuzu belirleyen unsurlara dönüştüğünde bütün bunları kaybetmeniz halinde çok ama çok önemli,yaşamsal değeri büyük bir soru doğar.
Bütün bunları kaybettiğinizde siz kimsiniz?
Artık o semtte oturmuyorsanız,artık o eve sahip değilseniz,isminizin önünde artık o ünvanları
taşımıyorsanız,artık o model cep telefonu kullanamıyorsanız,artık bir aracınız yoksa ve o çok güçlü sosyal çevre aramalarınıza cevap vermiyorsa,sizden geriye ne kalır?
Kendinizi hâlâ mutlu,tatminkar,iyi hissetmeye devam edebilir misiniz?
Fromm,kendilerini sahip oldukları üzerinden tarif eden,sahip oldukları şeylerle kimliklerini tanımlayan insanların,bunları kaybetme korkusuyla yüksek seviyede kaygı,stres,panik ve endişe yaşadıklarını,hatta sahip olduklarını kaybetmemek için kişiliklerini,kim olduklarını,benliklerini satmaya başladıklarını öne sürer.
Kendini sahip oldukları üzerinden tarif eden insan aslında kim olduğunun farkında değildir artık,kendini gerçekleştiremez,kendine yabancılaşır,potansiyeli hakkında hiçbir fikri yoktur çünkü o sahip olduklarından ibarettir ve bunları kaybetmemek için benliğinden uzaklaşmaya razıdır.
Hepimiz bir gün sahip