Seda Acar

Yeryüzünde bütün ıstıraplar, aza kanaat etmemekten doğar.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ne yazık ki ahlaklı olmak artık meziyet olmaktan çıkıyor yavaş yavaş. Hırsın, tamahın kölesi haline geliyoruz. Bencil olmaktan rahatsızlık duymuyoruz. Kanaat kalmadığı gibi, bereketi de azaltıyoruz. Neredeyse birbirimizden nefret eder hale gelivoruz.Adetler artıyor ama insan ilişkilerimizde İslamın emir ve tavsiyelerinden de bir o kadar uzaklaşıyor, rahatlıkla kul hakkına girebiliyoruz. Halbuki Îslam, Allah ile kul arasındaki ilişkinin çerçevesini rutin ibadetlerle sınırlamaz. Diğer bireyler ile olan ilişkilerimizi ancak sevgi ve saygı çerçevesinde şekillendirdiğimizde ve bunu ibadetlerimiz ile birleştirdiğimizde iyi insan olunabilir,hayat daha yaşanılabilir bir hal alır. Yeri geliyor insanlardan bunalıyoruz, kimseyi göresimiz gelmiyor. Ama bir şeyden şikâyetedebilmek için bile bir insan gerekiyor. Öyle bir ikilem bu.
Belki de Robin Sharma sonuna kadar haklıdır; "Formül: Sıfır beklenti, sonsuz mutluluk." Ne dersiniz?
"Mutluluğu melankoliden ayıran çizgi, bir bıçak ağzından daha kalın değildir"
Yaşama küs olan insanları elindeki bir kamyon dolusu çiçeği heba edip, onlardan bir buket bile yapamayan kişilere benzetiyorum. Kendine bir buket hazırlayıp sunamayan, etrafindakilere bile hediye edemeyen kişilere. Hayattaki her bir an dalından koparılan bir çiçektir. Ísterseniz çiçeği koklar ve yere atarsınız.İsterseniz her bir çiçeği toplar ve yaşamınızı bir çiçek buketine çevirirsiniz. Karar sizindir.