Son zamanların bir nakaratı var:
'' Hürriyet...Hürriyet... Hürriyet...''
Bir nevi, gayesizlik gayesi... O çok nefsani bir gayret, ona (aksiyon) denmez. Çünkü hakiki hürriyet, hakikate esarettir.
Evvela bilmek lazım ki, taklitle (aksiyon) barışamaz. Çünkü (aksiyon) hakiki bir fikrin eşyaya kendini nakşetmesidir. Taklitle olmaz. Burada taklidin ne kadar sefil birşey olduğu, kendi kendine meydana çıkıyor.Taklit bir şeyi üstünden,dış yüzünden kopya etmektir, çilesini çekmemek!..Çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz. Aşk olmayınca, çile olmaz. Çile olmayınca ibda, meydana getirme çehdi olmaz, şevk olmaz, hiçbir şey olmaz, (aksiyon) olmaz.
Bir veliye demişler ki, müridleri:
'' __Siz zamanımızda, Sahabiye eşsiniz! ''
En büyük velinin, en küçük Sahabiden her kıyas dışı küçük olduğunu bilen veli, şu cevabı vermiş:
'' __Ben nasıl Sahabiye eş olabilirim ki, siz onları görseydiniz divane derdiniz, onlarda sizi görselerdi, bunlar müslüman değil, derlerdi!''
Mübalağa en korkulu şeydir. Çünkü insanları, nihayet, mübalağa ede ede, faniliklerinin dışına çıkarırlar ve işte o zaman fikir yerine şahıslara inanmış olurlar, şahıslarda gümleyip gidince ortada hiçbir destek kalmaz.
İslamiyette kadın, kadın, kadın diye söylenip dururlar. Kadın herşeyden mahrumdur, diye bir sürü laf...
Emir:
'' __ Kadın bahsinde Allah'tan korkun, sizin onlar üzerinde hakkınız vardır, onlarında sizin üstünüzde hakları.''