📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Burjuvazinin de "halk" kavramının bir parçasını oluşturup oluşturmadığı sorusunu sıklıkla gündeme getirir. Burjuvazi ilerici bir güç iken, hiç şüphe yok ki "halk" kavramının içinde yer alıyordu. Sonradan tutucu bir sınıfa dönüşmeye başladıkça, Marksizm-Leninizmin kurucuları, yalnızca küçük burjuvazinin halkın bir parçası olarak değerlendirme hakkını elinde bulundurduğunu düşündüler. Emekçilerle birlikte ülkeyi sömürge boyunduruğundan kurtarma mücadelesi veren ulusal burjuvazi de "halk" kavramının içinde görülmektedir. Burjuva kendi halkına karşı olduğu an, halk olarak görülme hakkını da kaybetmiş olur
Sevgilim, işte eylül
Ve işte senin usul usul seğiren yüzün.
Zaman ki sonsuzdur
Bitmemiş şiirler gibidir.
Bazı hüzünleri
Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.
Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık (İsteğin bulanık kıyısında).
Bundan değil midir bizim aşkımızda
Sürekli bir akşam hüznü vardır.
Din, inananların bu dünyadaki ihtiyaçları için mücadele etmekten vazgeçmelerine neden olur, onları toplumsal kötülüklerle uzlaştırır ve boyun eğmeye yol açar. Din farklı inançlara sahip işçi sınıfı üyelerini böler.
Lenin, "Şiddet, tabii ki bizim ideallerimize aykırı" demiştir. Bunun yanında, barışçıl yollarla bir devrim gerçekleştirmenin olağanüstü değerini vurgularken, bunun "son derece nadir bir fırsat" olduğuna da işaret etmiştir.