İsterim ki bir akşamüstü, kızıl bir sema Altında can vereyim bir nükte savurarak,
Haklı bir dava için vurularak, vurarak.
Ah ölmek, kendine denk bir düşmanın eliyle, Kılıçla, silahların mutlak en asiliyle,
Kalbinden vurularak çimenlere serilmek,
Ve ölüm döşeğine girmeden ölebilmek,
Fakat erkekçe ölmek, titremeden, solmadan;
Kanlı dudaklarında nükte eksik olmadan!
"Evet, ama insana Meşaleden, sadaktan, oktan, kılıçtan uzak, Daha şen, daha cazip şeylere doğru koşmak iştiyakı geldi mi, elbette minimini bir altın yüksükle su içmez, gider içini, koskoca bir ırmağın suyunda kana kana İçerek serinletir."