Varoluşçuların insanın varoluşunun irrasyonelliğini doğrulayan bir diğer kanıt olarak gördükleri şey ise, varoluşun gerçek derinliğinin" insanın önüne, Jaspers'e göre özel şartlarda, sınır durumları denilen anlarda açıldığıdır. Bu durumlar acı çekme, ölüm, korku, akıl hastalığı gibi şeylerdir. Insan yalnızca bu anlarda ve kendiliğinden, kendi "gerçek varoluşunun" ve özgürlüğünün farkına varır. Gerçek varoluş ve özgürlük, normal şartlar altında gündelik yaşamın "sıradanlığının" ve "gerçek dışılığının" arkasına saklanmıştır. İnsanların ortaklaşa gündelik yaşamı, bireyin gerçek yaşamını "başka birinin" varlık biçiminde tamamen eritir. Toplumdaki insanın kişiliği kişiliksizleştirilmiş, silinmiş ve olayların sıradanlığı içinde yok olmuştur. Bu her toplum için geçerlidir ve hiçbir toplumsal dönüşüm, bu kişiliksiz ve yabancılaşmış varoluşu değiştiremez ya da sonlandıramaz.