Ruslar neden yürüyorlar Berline

Ruslar neden yürüyorlar Berline
@Sedefcim
Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir. instagram:@kolektifpsiko
Öğrenci
psikolojik danışman
Gaziantep
21 Ekim 2002
242 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Darwin'in kuramı, kendi sınırları içinde sado-mazoşist nitelikli duyguların dile getirilmesi değildir. Tersine, kuram, yandaşlarının çoğu için, insanoğlunun daha ileri bir evrim geçirerek kültürün daha üst düzeylerine ulaşması umudunu yaratmıştır. Ancak Hitler'e göre bu, kendi sadizminin bir anlatımı ve ayrı zamanda onu haklı gösterme aracıydı. Darwinci kuramın kendisi için taşıdığı psikolojik önemi saflıkla ortaya koyar Hitler. Münih'te henüz tanınmamış bir adam olarak yaşarken, sabah saat beşte uyanırmış. "Küçük odada dolaşan küçük farelere ekmek ya da kırıntı atar, sonra da bu gülünç hayvanların o birkaç kırıntıyı kapışmalarını seyredermiş. Bu "oyun", küçük çapta bir Darwinci "yaşam mücadelesi"ymiş. Hitler'e göre bu Romalı Sezarların arenalarının burjuva karşılığı ve oluşturacağı tarihsel arenanın ilk örneğiydi.
Sayfa 235 - Say·Kitabı okudu
1K
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Neoliberal mutluluk dispozitifi bizi ruhsal iç-gözleme zorlayarak mevcut iktidar ilişkileriyle ilgilenmekten alıkoyar. Herkesin, toplumsal ilişkileri eleştirel bir gözle incelemek yerine, sadece ve sadece kendisiyle, kendi ruhsal durumuyla ilgilenmesini sağlar. Sorumlusu toplum olan özelleştirilir ve psikolojinin alanına aktarılır. Düzeltilmesi gereken toplumsal değil kişisel durumlardır. Aslında iktidar ilişkilerine uymaya zorlayan bir nitelik taşıyan ruhun optimize edilmesi talebi toplumsal bozuklukların üzerini örter. Böylelikle pozitif psikoloji devrimin sonunu ilan eder. Devrimciler değil motivasyon antrenörleri sahneye çıkar ve hoşnutsuzluk, hatta öfke gibi duyguların belirmesine engel olurlar: "Aşırı toplumsal çelişkilerin mevcut olduğu 1920'lerde mali krizin arifesinde zenginlerin aşırılıklarını ve fakirlerin sefilliğini vurgulayan pek çok işçi temsilcisi ve radikal aktivist mevcuttu. Buna karşılık 21. yüzyılda bambaşka türde ve çok sayıdaki ideolog sürüsü bunun tam karşıtını yayıyor: eşitlikten son derece uzak olan toplumumuzda her şeyin iyi olduğunu ve çaba gösteren herkesin çok daha iyi bir konuma geleceğini. Motivasyon hocaları ve olumlu düşünmenin diğer temsilcilerinin sürekli çalkalanan iş piyasası yüzünden mali yıkımın eşiğinde bulunan insanlara iyi bir haberi var: en ürkütücü 'değişimler'i bile kucaklayın ve bunları fırsat olarak görün."
1K
Günümüzün performans öznesi disipline sokulmuş özneden temelde farklıdır. Jünger'in kastettiği anlamda bir "işçi" de değildir. Neoliberal performans toplumunda emir, yasak ya da cezalandırma gibi olumsuzluklar yerlerini motivasyon, kendini optimize etme ve kendini gerçekleştirme gibi olumluluklara bırakır. Disipline edici mekanların yerini huzur verici alanlar alır. Acı güç ve iktidarla tüm ilişkisini yitirir. Tıbbi bir sorun olarak siyasetten arındırılır. İktidarın yeni formülü "mutlu ol" dur. Mutluluğun olumluluğu acının olumsuzluğunu yerinden eder. Olumlu bir duygusal sermaye olarak mutluluk kesintisiz bir performans yetisi sağlamak durumundadır. Kendini motive ve optimize etme uğraşları neoliberal mutluluk dispozitifini* oldukça verimli kılar, çünkü iktidarın fazladan bir çaba göstermesine gerek kalmaz. Bağımlı kişi bağımlılığının farkında bile değildir. Kendini özgür sanır. Hiçbir dış baskı olmaksızın kendini gerçekleştirmekte olduğu inancıyla kendini kendi isteğiyle sömürür. Özgürlük baskılanmaz, sömürülür. "Özgür ol", "itaatkar ol" dan daha yıkıcı bir zorlama yaratır
1K
Savunma mekanizmalarından; mantığa bürüme
Hitler genellikle kendi iktidar arzusunu ussallaştırmaya ve haklı çıkarmaya çalışır. Belli başlı ussallaştırmaları şunlardır: Diğer halklar üzerinde egemenlik kurması halkların ve dünya kültürünün iyiliği için gerçekleştirilmektedir; iktidar arzusunun kökleri, doğanın ezeli yasalarında bulunmaktadır; onun yaptığı tek şey, bu yasaları kabul edip uygulamaktır; kendisi, daha yüksek bir gücün Tanrı, Yazgı, Tarih ve Doğa'nın- buyruklarını yerine getirmektedir; egemenlik kurma girişimleri, kendisini ve Alman halkını egemenliği altına alma girişiminde bulunanlara karşı bir savunmadan başka bir şey değildir. Tek istediği barış ve özgürlüktür.
Sayfa 233 - Say·Kitabı okudu
1K
Her ne kadar iktidarın asıl zevkini "liderler" çıkarsa da, kitleler de sadistçe doyumdan yoksun bırakılmamışlardır. Almanya'daki ve daha sonra zayıf ya da kokuşmakta olan diye tanımlanan uluslardaki siyasal ve ırksal azınlıklar, kitleleri besleyen sadizmin nesnesi oldular. Hitler ile bürokrasisi, Alman kitleleri üzerindeki yetke ve güçlerinin tadını çıkarırken, bu kitlelere de başka uluslar üzerinde yetke sahibi ve dünyaya egemen olma tutkusuyla güdülenmeleri öğretildi.
Sayfa 233·Kitabı okudu
1K