Ebelik vazifesinde bulunan Şifa hatun o andaki müşahadesini şöyle anlatır; "Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) doğdukları zaman ben oradaydım. Hemen yetiştim. Kulağıma bir ses geldi. " Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun, Rabbin sana rahmet etsin. Maşrik ile Mahrib (doğu ile batı) arası nurla doldu. Hatta Rum diyarının bazı saraylarını gördüm.
Sonra Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)'i kucağıma alıp emzirmeye başladım. Üzerime öyle bir hal geld i ki, vücudum titremeye başladı ve gözlerim karardı. Yavrucağı gözden kaybettim. Bir ses, "Nereye gittin?" diye sordu. "Doğuya götürdüler" diye cevap verildi. Bu sözler hiç zihnimden çıkmadı. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberliğini ilan eder etmez hemen koştum ve ilk müslümanlarla birlikte iman dairesine girdim.
Kardeşler ayrıntıya girmeden özetliyorum.
Güneş doğduktan sonra 40 dakika geçmeden, öğle ezanına 40 dakika kala, akşam ezanına 40 dakika kala "Farz" Namaz kılınmaz. Sünnet kılmakda mekruhrur. İyi değildir. Bi kitapda okumuştum, Bu vakitlerde putperestler namaz kılarmış. Güneş'e tapan kimseler. Sebebi yanılmıyorsam bu! Yanlış birşey yazdıysam, düzeltiniz. Bildiklerimi paylaştım affola..
NEMÂZ KILMASI TAHRÎMEN MEKRÛH, YA’NÎ HARÂM OLAN ZEMÂN ÜÇDÜR: Bu üç vakte, (Kerâhet zemânı) denir. Bu üç vaktde başlanan farzlar sahîh olmaz. Nâfileler sahîh olursa da, tahrîmen mekrûh olur. Bu üç vaktde başlanan nâfi-leleri bozmalı, başka zemânlarda kazâ etmelidir. Bu üç vakt: Güneş doğarken, batar-ken ve Nısf-ün-nehâr dâiresi üzerinde, [zevâl vaktinde] ya’nî gündüz ortasında iken-dir. Burada, güneşin doğması, üst kenârının zâhirî üfuk hattından görünmeğe başla-yıp, bakamıyacak kadar parlamasına ya’nî (Duhâ vakti)ne kadar olan zemândır. Du-hâ vaktinde güneş merkezinin üfk-ı hakîkîden irtifâı beş derecedir. Alt kenârı üfk-ı mer’îden bir mızrak boyu irtifâındadır. Duhâ vakti, güneşin tulû’undan takrîben 40 da-kîka sonradır. Bu iki vakt arasındaki zemân, ya’nî tulû’ ve duhâ vaktleri arasındaki ze-mân, (Kerâhet zemânı)dır. Duhâ vakti olunca, iki rek’at (İşrak nemâzı) kılmak sün-netdir. Bu nemâza (Kuşluk nemâzı) da denir.