Aramızda hiç yabancılık olmadığını hissettiren bir diyalog başladı. Birbirimizle sanki ömür boyu tanışan eski dostlar gibi konuşuyorduk. Onun kulağa hoş gelen sesine doyamıyordum. Elimde olsa telefonun içine girmek isterdim. Gerçekten babamla mı konuşuyordum... Bu gerçek olabilir miydi?
Saatler sonra babamı tanıyacağım. Saatler sonra adsızlıktan çıkıp tam olacağım. Piç sözünü hayatımdan atacağım ve toplumun tam bir üyesi olacağım. Bir daha hiçbir zaman aynaya bakıp "Ben kimim?" diye sormayacağım.
“Buradan bakınca pek de kurye gibi görünmüyorsun.”
Adam başını yana eğerken dişlerini göstererek keyifle gülümsemişti. “Güzel. Çünkü şu an bir kuryeden çok kur yapıyormuş gibi görünmeyi tercih ederim.” Ardından bakışlarıyla paketi işaret etmişti. “Aç bakalım da ne gelmiş görelim.”
Alin, adamın içten içe kendisine doğru koşmakla aksi yöne koşmak arasında bocaladığını görüyordu. Çünkü bu adamı tanıyordu ve bu adam, kendisine doğru koşacaktı. Sonra da aksi yönde koşmuş olmayı dileyecekti.