Bir servet biriktirene kadar köle gibi çalışan, huzursuz, tatminsiz bir adama dair şöyle bir hikaye var. Serveti biriktirdiğinde çok mutlu olmuş, sevinçten havalara uçmuş. Derken bir hafta içinde bir veba salgını tüm yakınlarını alıp götürmüş ve onu kimsesiz bırakmış. Parasının değeri gitmiş. Duyduğu sevincin paranın kendisinden değil, ailesinin paranın bol bol sağladığı haz ve zevk ile neşelenmesinin ona verdiği ruhsal memnuniyetten geldiğini fark etmiş.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanın doğruyla yanlışı ayırabilmesi gerçeği, diğer varlıklara karşı olan düşünsel üstünlüğünün ispatı. Fakat yanlış yapabiliyor olması gerçeği de yapamayan herhangi bir varlık karşısındaki ahlaki yetersizliğinin kanıtı.
Tanrı bir insanı içine dürüst ve sahtekâr olma olasılıklarını yerleştirerek yaratır ve orada durur. İnsan ilişkileri bu olasılıkları geliştirir — dürüst olasılıkları ya da diğerlerini. Böylece, sonuç olarak dürüst ya da sahtekâr bir adam ortaya çıkar.
Bir kişinin dini eğilimini bildiğinde, aydınlanmak istediği zaman ne tür kitaplar okuduğunu ve aman kazara gereğinden fazla aydınlanmayayım diye ne tür kitaplardan kaçındığını bilebilirsin.
Cesur insan cesaretini kendi yaratmaz. Ona sahip olduğu için üzerinde kişisel hak iddia edemez. Doğuştandır. Milyar dolarla doğmuş bir bebeği düşün. Kişisel değer bunun neresinde? Hiçbir şey olmadan doğmuş bir bebeği düşün. Kişisel kabahat bunun neresinde? Şakşakçılar ilkine yaltaklık edecek, hayranlık duyacak, tapacak. İkincisiyse hor görülecek, ihmal edilecek. Mantık bunun neresinde?