Hiçbir zaman alışamadığı sıcaklardan yakınmayışı da her kadın gibi kelepçelettiği zihninin, bedenine hükmünden geliyordu. Belki de bu yüzden en sevdiği ay olmayı başarmıştı Kasım. O, bir dönüşüm zamanına işaret ediyordu. Göçmen kuşlar gibi, renk değiştiren yapraklar gibi, tutsaklıktan özgürlüğe bir dönüşümün habercisiydi.
“Her şey o kadar sesliyken, yıllar boyu tek başına nasıl susulur” öyküsü. Bazen bir çaresizliğin, bazen de bir var olma mücadelesinin öyküsü. Sabrı sonsuzlaştırmayı mümkün kılma girişiminin bir resmi…
Viral korkular çöreklenmiş düşlere
Ve kimse farkında değil mevsimin ruhsuzluğunun.
Rüyalar gerçekleri alaşağı etmiş çoktan.
Gerçeklik, herkeste başka tezahür ediyor artık nasılsa.