John Fowles'ten okuduğum ilk eser olup, sürükleyici bulduğum ama içime afakanların bastığı bir kitap oldu.
Kitapta sosyal sınıf farklılıklarına bağlı olarak insanların birbirine nasıl baktıklarını, anlamaya çalışmaktan uzak bir durumu aktarmış yazar. Ana karakterin nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunu dile getirmiş ama hangi hastalığa muzdarip olduğu konusunda tam karar veremedim. Çünkü bir kadını kaçırıyor, ona zarar vermemeye çalışarak tutsak gibi ressam kızı mahzende tutuyor. Sebebi neydi ki dedim sürekli :)
Kaçırılan kız ise tuttuğu günlükte çok daha farklı bir bakış açısıyla birçok konuya değiniyor. Tutsak olduğu mahzende ki direnişini, değişen ruh halini, hayatında ki olup bitenlere karşı düşüncelerinin nasıl değiştiğini, hayatın kıymetini, Tanrı inancını öyle güzel sorguluyor ki.. Yaş farkına rağmen aşkı, sosyal sınıf farklılıklarını, karşısındaki insana anlamaya çalışarak stratejik davranış geliştirme psikolojisini ve daha fazlasını analiz ederek dile getiriyor.. Miranda'nın yerinde olmak istemezdim ama kitabın olayına o kadar dahil oldum ki, yanında hissettim kendimi.
Keyifle okuduğum söylenemez ama Oblomovluk psikolojisi içerisinde olan bir insanın nasıl bir davranış sergileyebileceğini ve kaçırılma psikolojisini okumak bana başka başka şeylerde düşündürdü. Sizlerde okuyun derim.