Bir derdi taşınabilir yapan yegane şey o derde başkalarının da ortak olmasıdır belki, yaşamak değilse de anlamak yoluyla, hiç değilse tahmin ederek. Belki sadece tek olmamak güç veriyordur insana ya da belki bu gibi uyduruk kılıflar aramakla geçiyor hayat. Belki sahiden hayat işte tam da bu ve daha fazlasını aramak yalnızca bitmeyen bir mide ağrısı. Ne kadar olmuşsa o kadar . Nerede bitmişse orada. Anlıyorum.
...bir kaç mandala tekabül eden eşyalar kadar kıymetsiz, çabucak gözden çıkarılacak kadar bitik ve bomboşmuşum, ölü bir kuşmuşum gibi bırakıp gitmeseydi.
Kim var kim yok alıp bize götürürüm sonra ,hepsini bir kar küresinin içine koyarım, kitap arasında kurutup saklarım, kolye yapıp boynuma asarım belki. Olsun beklerim ben .
Ben böyle baştan aşağı, ince ince kırılmış ama dağılmamış bir vazoyum. Dağılamam yazık olur. Bunca emeği, bunca çabayı, sakin ikindileri akşamlara bağlayan tasasız balkon uykularını, mecburi yalnızlıkların sonunda seçilmiş özgürlüklere dönüşmesini, ellerimle kurduğum bu sıcacık düzeni hiçbir şeyin soğuk karanlığına bırakamam, ziyan olur.
Sonunu kestirmek zor değilse de görmezden gelerek,yani mesela ekmek boğazıma dursa sırtıma vuracak tek bir insan olmadığı hakikatini ardıma atarak,bıkmadan ve yılmadan, yanlış yaşanmış bir hayatı temize çekmek gayretindeyim.