Ceylan Taş

Ceylan Taş

Yazar
8.5/10
42 Kişi
·
126
Okunma
·
11
Beğeni
·
263
Gösterim
Adı:
Ceylan Taş
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 5 Ağustos 1989
1989 Ankara doğumlu bir kişiyim. Ankara’da, yüzde ellisini bizzat kendi doğurduğum ailemle birlikte yaşıyorum.

Bu sene epeyce bir anayım. İki çocuğumun da en zor dönemleri çakıştı. Biri yeni doğdu diğeri okula başladı.

Yol kenarına atılmış bir ahşap görse gözleri kalp kalp olan gerçek bir eskiciyim. Alır getirir, yıkar paklar, boyar kullanırım. Bayılırım boş işlere. Şaka bir yana, iç dekorasyon bence bir tutku. Ama öyle al getir koy dursun şeklindeki iç dekorasyondan bahsetmiyorum. Geri dönüştürmek, boyamak, kaplamak veya herhangi bir şekilde du it yorselfmekten bahsediyorum. Bazen azalır gibi oluyor ama, no. Bitmiyor.

Hiçbir teknik bilgim olmayan konularda, üstelik katiyetle destek kabul etmeden çabalayıp durmak en büyük hobimdir. Mesela dikiş yapmayı aslında bilmem ama yine de 5 senedir yapıyorum. NASIL FİKİR? BENCE SÜPER.

Takım tutmam, spordan sayılıyor olması dışında futbolun her şeyinden nefret ederim. Kabalıktan başka bir şey çağrıştırmıyor bana. Bu, adabı muaşerete aşşırı hakim oluşumdan kaynaklanıyor.

Siyasetten anlamam çünkü anlamak istemem. Siyasi partilerin tamanına karşıyım ama bir brunch partisi, bir baby shower deseniz koşarak gelirim. Çünkü içinde yabancı kelime olan şeylere bayılırım. Bu da ingilizceye aşşırı hakim oluşumdan kaynaklanıyor. Yani böyle bir ingilizceye hakim olmak olamaz, görseniz şaşırırsınız.

Kocama kociş demem. Koca adama kociş demektense eline yüzüne silikon tabancasıyla ponpon yapıştırıp vitrine koyarım daha iyi; çünkü bence ikisi aynı şey. Kocam da demem aslında çünkü bana bir garip geliyor o kelime. Eşim demem, o da çok yapmacık. Beyim, herif veya benim adam da diyemiyorum haliyle. Ay ben ne diycem bu adama? Ali diyeyim dedim hazır adı da Ali iken… Ali süper. Her ruh haline uyuyor. Kızgınken de üzgünken de aşıkken de süper gidiyor.
Slm Ali nbr?

***

2009 yılında, yani 20 yaşındayken ilk kalp çarpıntımı doğurdum.
Yiğit oğlum.
Minik gözlüklerinin arkasında parlayan gözleriyle yolumu aydınlatıyor şu an. Çok akıllı, çok meraklı, çok komik ve inanılmaz merhametli. O bambaşka biri.

2015 yılında bir ısı ve ışık kaynağım daha oldu.
Deniz kızım.
Kendisi tam bir günışığı ama haberi yok. Çokça ağlamak dışında şimdilik kendini pek ifade edemiyor bize, ama o bambaşka biri.

Hal böyle olunca üniversite okumaya fırsatım olmadı (Gülüşmeler…)

O zaman bulamadığım(!) vakti tam da bu sene buldum ve üniversite sınavına girdim. Şimdilik (yazar burada maceranın daha yeni başladığını ifade ediyor) hayaller hayatlar tadında da olsa bir bölüm seçip okuyacağım. Sonuç itibariyle yaşını başını almış olmak bunu gerektirir.

Bilmemney’s mom, falan anne, filan gelin olmadan önce tek sıfatım bir Ceylan olmaktı.
Blogcu alemde bir Ceylan eskik kalmasın diye;

çoluk çocuk, dekorasyon, geridönüşüm, DIY projeleri, kitaplar gibi muhtelif konularda yazmayı planlıyorum.

Umarım her şey iyi olur. Bence yazdıklarımı okuyun. Türkiyemizdeki ve dünyamızdaki herkese anlatın. Herkes kendi kapısının önüne anlatsa her yer benim blogum olur.
Trigonometriyi anlayabilen bir beyin, beni anlayamıyor. Olacak iş değil.
Ceylan Taş
Sayfa 48 - Küsurat Yayınları - 3. Baskı
"Aynaya baktığında gördüğün şeyin ne kadar güzel olduğunu fark edemiyor musun? Gençlik... Gençlik böyle işte. O şımarık güçle, hiç yaşlanmayacağım sanıyorsun. Kendine hızla zarar verip yavaş yavaş intihar ediyorsun."
Ceylan Taş
Sayfa 86 - Küsurat Yayınları - 3. Baskı
İnanmak istememek tam olarak nerenin ağrısı? Beyin mi, kalp mi?
Geçip gider mi?
Ceylan Taş
Sayfa 141 - Küsurat Yayınları - 3. Baskı
İçimde kızıl saçlı, kruvaze elbiseli bir Ferhunde, sürekli huzursuzluk verecek şeyler fısıldıyor bana. Bir çiyan gibi, bir pislik gibi...
İnanmamış ve hatta anlamamış gibi yaparsam bence tamamdır. Genel olarak sıkça kullandığım bir metot bu, ismini söylemek gerekirse "mala yatma" metodu.
Ama kalbimdeki taşlar günden güne yerine oturdukça, kafamdakilerin de hizaya girdiğini görmek çok rahatlatıcıydı. Cevap verebilmek şöyle dursun anlam dahi veremediğim sorular bir bir aydınlanmaya başlarken, dolu dolu ohlar biriktirdim.
Yorganı tepeme tepeme çekince, sanki ne dert kalıyor ne de tasa. Bana sorsalar mis gibi iyileşme biçimi.
"O haftayı takip eden pazar günü de,özgüven sahibi bir sivri burun ayakkabı giyip nişanlandım.Çünkü terk ettiğim yerde benimle konuşabilmek için sürekli gofret mofret satın alan biri vardı.Ve eğer terkettiginiz yerde sizinle konuşabilmek için sürekli gofret mofret satın alan biri varsa,geri dönüp onunla nişanlanmanız gerekir."
Ceylan Taş
Sayfa 14 - Küsurat yayınları
144 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Güzel, samimi bir dil kullanan yazar Ceylan Taş. İlk kitabı ama gayet başarılı sanki uzun zamandır bir yerlerde yazıyor gibi. Mizah da var, eleştiri de var. Her kadının hayatında olan şeylerden bahsetmiş diyebilirim. Ben yer yer güldüm yer yer üzüldüm (:
144 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Yaşasın hayata nefes aldıran kitaplar! Çok önemli bir sınav, arkasından gelen belli koşuşturmalar derken bir günde bitecek kitap günlerce elde sürünebilir ama zaten böyle kitaplar da böyle zamanlarda okunmaya çok idealdir.

Ceylan Taş'ı ilk kez Burak Aksak'ın yayınevi olan Küsurat'tan çıkan kitabı ile tanıdım, sonra instagramda yazdıklarını okumaya başladım. Ben çok seviyorum fotoğraf altında hayata dokunan birkaç cümlelik yazıları okumayı. (Geçenlerde bütün o güzel yazıları kaldırmış bazı sebeplerle gerçi, bunun için de epey üzgünüm.) Neysee gidip de alacağımı sanmazdım çünkü malum öğrencilik, para vereceğimiz kitapları iyi seçmek zorundayız. Ama sonra Ankara kitap fuarında tanıştım kendisi ile aylar önce, okumak da şimdiye kısmet oldu.

Bence inanılmaz keyifliydi okuması. Cidden bazen bütün o ağır kitapları kenara koyup böyle bi nefes almak lazım. Ceylan Taş evlilik ve annelik serüvenini anlatıyor, bazen hüzünlü ama çoookça komik. O kadar samimi ki keşke onunla kanka olabilsem diyorum şimdi, aramızda 10 yaş varsa n'olmuş ki.. Şu an onun evlendiği yaşlardayım. Okurken annemin sesi kulaklarımda çınladı sürekli, bütün ev işlerindeki becerisizliğime tepkisi: "Senin yaşındakiler evlenip çocuk yetiştiriyor!!!" Haklısın anne...

Ceylan Taş'ın anlattıklarına empati yapmak dışında elimden bir şey gelmedi, anneliğe ve evliliğe dair henüz bir tecrübem olmadığı için sadece üzerine düşündüm. Ama cidden onun ve ailesinin hayatına konuk olmak o kadar keyifliydi ki. Çocuklarını kitap boyu Yiğit oğlum ve Deniz kızım diye çağırması hatrına bile okunur. Ben bile bu kadar çok sevdiysem bu kitabı, anneliği tadanların çok daha seveceğine eminim. Bütün annelere öneriyorum. Tabiii anne olmayanlara da öneriyorum. :)))
Keyifli okumalar.
144 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Uzun zamandır sosyal medyada takip ettiğim isimdi Ceylan Taş. Paylaşımlarına güldüğüm ve hayatındaki sadeliği sevdiğim bir isim. Kitabını da uzun zamandır kütüphanemde bekletiyordum çünkü evde oturmaya karar verdiğim günlerde okuyacaktım. Nitekim öylede oldu . Kitapta bir ev hanımının tüm samimiyetiyle yazdığı serüveni var. Gerçekten içimizden olan aile hikayesini sonuna kadar bol güldürmeli bir üslup ile sunuyor. Sonunda biraz hüzünle kapatıyorsunuz sayfayı. Ancak kitap tam bir şöyle biraz oturup kafamı dinleyeyim, sakinleyeyim kitabı. O yüzden dinlenmek istediğiniz bir gün için ideal bir kitap.
144 syf.
·Beğendi·10/10
Biz ev hanımlarının da söyleyecek sözleri var kulak verin bize :)) Kitap 2 çocuklu bir ev hanımının çocuklarını büyütürken başından geçenleri, duygularını, düşüncelerini esprili bir dille kaleme almasından oluşuyor. Bana çok tanıdık geldi bu hikâye:)) Çok keyif alarak, çok gülerek okudum . Umarım sizlerde beğenirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.
144 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Sanki günlük hayatımızın bir parçasıymış, sanki yan komşumuzla oturmuş çay eşliğinde sohbet ediyormuşuz gibi bir kitap. Edebi kaygı taşımıyor, yalın ve günlük bir dille yazılmış. İçime işledi diyemem belki ama rahatlıkla içimi ısıttı diyebilirim. Günlük hayatınızdan azıcık olsun kaçmak ve başka hayatlara pencere açmak isterseniz tavsiye ederim.
144 syf.
·6 günde·5/10
Yazarın anlatım şekli güzeldi. Sadece her paragrafın sonunun "...çünkü böyle, hem neden olmasın ki" şeklinde bitirmesi akıcılığını çok etkilediğini düşünüyorum. Okurken de sıkılıyor insan. Her paragrafın sonunda nasıl bir bitiş olacağını tahmin eder hale geliyorsun. Çok yoruma açık bir kitap değil, otobiyografi zaten. Tavsiye eder miyim, edebilirim. Hem neden etmeyeyim ki?
144 syf.
·Puan vermedi
O kadar güzel anlatmışsın ki hayatını... Bazen kahkaha, bazen ağlamak. Güzel bir kitap, güzel anılar, güzel yaşantılar. Samimi bir dil, samimi bir hayat.
Eleştirecek olursak; kitabın insana kattığı bir durum yok, bir başkasının hayatının iyi ve kötü yönlerini okuyup ya halimize şükrediyoruz, ya daha beterini biz yaşadık düşüncesi çıkıyor.
144 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Yazarin anlatim dili oldukca samimi akici. Film izlerken duygulanip agladigim olmustur ancak bir kitabi okurken goz yaslarimi tutamayisim ilk .. kalp agrisi yurekte yangindan hallice olunuyor ..
144 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
#okudumbitti
Kitabı bitirdikten sonra kendime gelmem biraz zaman aldı. Kadınlık, annelik, "eş" lik ve komşuluk üzerine hepimizin yaşadığı durumları mizahi ve ironik bir üslupla anlatmış yazar. Yer yer çok güldüm, hatta aklıma Şeyma Çekici geldi. Çünkü üslup ve anlatım tarzı çok benziyor Ceylan Taş'ın. Sonuç itibariyle çok beğendim. Sadece son kısım çok etkiledi beni, hatta gözümde biriken yaşlara engel olamadım. Umarım hikaye güzel bir şekilde devam ediyordur. Kısacası #okudumokuyun #tavsiyemdir
144 syf.
·10/10
Içiniz mi daralıyor? canınız mı sıkkın? Tadaaa bu kitap size iyi gelecek söz bak :)) bazen bütün o ağır kitapları kenara koyup böyle minnak, komikli bir şey okumalı
Çok samimi ve güzel bir dille yazılmış; mest oldummm
Okurken keyifli iyi güzel hoş da o son neydi öyle :( içime adeta bir öküz oturdu.
Fil de olabilir, bilemiyorum

Yazarın biyografisi

Adı:
Ceylan Taş
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 5 Ağustos 1989
1989 Ankara doğumlu bir kişiyim. Ankara’da, yüzde ellisini bizzat kendi doğurduğum ailemle birlikte yaşıyorum.

Bu sene epeyce bir anayım. İki çocuğumun da en zor dönemleri çakıştı. Biri yeni doğdu diğeri okula başladı.

Yol kenarına atılmış bir ahşap görse gözleri kalp kalp olan gerçek bir eskiciyim. Alır getirir, yıkar paklar, boyar kullanırım. Bayılırım boş işlere. Şaka bir yana, iç dekorasyon bence bir tutku. Ama öyle al getir koy dursun şeklindeki iç dekorasyondan bahsetmiyorum. Geri dönüştürmek, boyamak, kaplamak veya herhangi bir şekilde du it yorselfmekten bahsediyorum. Bazen azalır gibi oluyor ama, no. Bitmiyor.

Hiçbir teknik bilgim olmayan konularda, üstelik katiyetle destek kabul etmeden çabalayıp durmak en büyük hobimdir. Mesela dikiş yapmayı aslında bilmem ama yine de 5 senedir yapıyorum. NASIL FİKİR? BENCE SÜPER.

Takım tutmam, spordan sayılıyor olması dışında futbolun her şeyinden nefret ederim. Kabalıktan başka bir şey çağrıştırmıyor bana. Bu, adabı muaşerete aşşırı hakim oluşumdan kaynaklanıyor.

Siyasetten anlamam çünkü anlamak istemem. Siyasi partilerin tamanına karşıyım ama bir brunch partisi, bir baby shower deseniz koşarak gelirim. Çünkü içinde yabancı kelime olan şeylere bayılırım. Bu da ingilizceye aşşırı hakim oluşumdan kaynaklanıyor. Yani böyle bir ingilizceye hakim olmak olamaz, görseniz şaşırırsınız.

Kocama kociş demem. Koca adama kociş demektense eline yüzüne silikon tabancasıyla ponpon yapıştırıp vitrine koyarım daha iyi; çünkü bence ikisi aynı şey. Kocam da demem aslında çünkü bana bir garip geliyor o kelime. Eşim demem, o da çok yapmacık. Beyim, herif veya benim adam da diyemiyorum haliyle. Ay ben ne diycem bu adama? Ali diyeyim dedim hazır adı da Ali iken… Ali süper. Her ruh haline uyuyor. Kızgınken de üzgünken de aşıkken de süper gidiyor.
Slm Ali nbr?

***

2009 yılında, yani 20 yaşındayken ilk kalp çarpıntımı doğurdum.
Yiğit oğlum.
Minik gözlüklerinin arkasında parlayan gözleriyle yolumu aydınlatıyor şu an. Çok akıllı, çok meraklı, çok komik ve inanılmaz merhametli. O bambaşka biri.

2015 yılında bir ısı ve ışık kaynağım daha oldu.
Deniz kızım.
Kendisi tam bir günışığı ama haberi yok. Çokça ağlamak dışında şimdilik kendini pek ifade edemiyor bize, ama o bambaşka biri.

Hal böyle olunca üniversite okumaya fırsatım olmadı (Gülüşmeler…)

O zaman bulamadığım(!) vakti tam da bu sene buldum ve üniversite sınavına girdim. Şimdilik (yazar burada maceranın daha yeni başladığını ifade ediyor) hayaller hayatlar tadında da olsa bir bölüm seçip okuyacağım. Sonuç itibariyle yaşını başını almış olmak bunu gerektirir.

Bilmemney’s mom, falan anne, filan gelin olmadan önce tek sıfatım bir Ceylan olmaktı.
Blogcu alemde bir Ceylan eskik kalmasın diye;

çoluk çocuk, dekorasyon, geridönüşüm, DIY projeleri, kitaplar gibi muhtelif konularda yazmayı planlıyorum.

Umarım her şey iyi olur. Bence yazdıklarımı okuyun. Türkiyemizdeki ve dünyamızdaki herkese anlatın. Herkes kendi kapısının önüne anlatsa her yer benim blogum olur.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 126 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 33 okur okuyacak.