Coştur! Selaam. Hilal şehir okurları bilir ki ‘coştur’ bir semboldür Şimdi size kitap yorumlayamaya geldim fakat içimde bunun bir yorumdan daha fazlası olacağına dair bir his var.
Hilal şehir benim Sarah ve kalemi ile tanışma kitabım oldu. Ve kesinlikle her sayfayı memnuniyetle geçtiğimi dile getirmek isterim.
Özetlemeye geldiğim bu kitabın içinden-etkisinden defalarca çıkmaya çalıştım ve defalarca başarısız oldum. Öyle ki hayatımda ilk defa, bir çocukken çizgi film izlediğimde önüne geçemediğim o heyecanı kitabı her elime aldığımda içimde hissettim. Kurgulanmış bir karakter için endişe duymak, bir nefes molası vermek için bile gözlerimi satırlardan ayıramamak benim için tarifi imkansız bir deneyimdi. İlk 400 sayfada şu cümleyi kurdum “Bu kitaba 10/10 vereceğim”
Fakat kitabın sona yaklaşan geri kalanında cümle şöyle bir hal aldı “Bu kitabı yılın kitabı seçeceğim”
Konu:
Eksiksiz bir tarif ile parti kızı olan Bryce, günün büyük kısmını ciddi derecede katı bir patronun emri altında, antikalarla dolu bir galeride geçiriyordu. Ve geceleri ise…Ah geceler mi? Hepsi onundu. Alkol,madde,dans,topuk tıkırtıları vee Danika. Bunların her biri tabii ki Danika ile hazzı dorukta yaşanırdı. Danika her şey demekti. Bu hayatta Bryce için Danika, pizzadan kalan son dilim gibiydi.
Kör talih kapıyı çaldı. Bir gün Danika bir cinayete Kurban gittiğinde Hilal şehrin donanımlı ekibi 33 bu işin peşindeydi. Danika gitmişti. Diğer tüm dostları ile birlikte katledilmişti. Ve Bryce artık tüm nefretlerin odak noktasıydı.
Düşmüş meleğimiz Hunt, devletin kölesi olduğundan tüm o mükemmel becerilerini sadece patronunun çıkarları uğruna kullanmak zorundaydı. Katliamlar yapmak, ölümün gölgesi olmak, kan ile yıkanmak zorundaydı.
Fakat işte o gelmişti. Bir gün kapısını tekrar çalmak zorunda olduğu o melez,