Kendine Ait Bir Oda

Sosyal kırılmaların ve çürümenin temelinde eğitimin yattığı söylenebilir tabii. Bugün geldiğimiz noktada ise çözüm için eğitim tek başına yeterli olamaz. Eğitim aslında sağlıklı aile yapısı, güven telkin eden bir devlet, özgür ve özgün bireylerin yaşadığı toplumda etkili olur. Kaygılı, huzursuz, korkunun genel ruh haline dönüştüğü toplumlarda eğitim temel bir çözüm olamaz.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Eskiden bir insanla karşılaşınca onu tanımak isterdik. Okuduğu kitap, izlediği film, gittiği tiyatro oyunundan onu anlamaya çalışırdık. Gayret ederdik. Bunlar üzerine konuşmalar başlardı. Şimdi öyle bir şey yok.
Şiddetin yaygınlaşması sevincin, neşenin yok olmasıyla birlikte ilerliyor.
Toplumla özdeşleştiğini iddia eden iktidar, "seçimle başa gelme", "milletin tercihi olma" temelinde geliştirdiği dille kamusal alanı sınırlayarak , sosyal kategorileri belirleyerek sivil alanı daralttı. Hayat tarzları ve kimlikler temelinde yeni çatışma tipleri ortaya çıktı. Bugün yirmili yaşlardaki öğrencilerin barış ve adalet için yaptıkları sokak eylemleri sistemin/gün tüm mantığını ilgilendiren sorunları su yüzüne çıkartıyor.