Benden silinmesi mümkün olmayan ve o zamanlar tahammül edilmez ya da tersine, teselli edici anlamlar taşıyan bu cümlelerin her birini yeniden işitmek, onları bugün düşünmek beni tiksinti ya da hoş bir sükûnet duygusuna sürüklüyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşadıklarım, onlarla hesaplaşabilmem, onları açıklayıp anlatmam için başıma geldi. Ve belki de hayatımın gerçek amacı sadece şudur: Bedenimin, hislerimin ve düşüncelerimin yazıya dönüşmesi, yani kavranabilir ve genel bir şeye dönüşmesi, varlığımın başkalarının zihninde ve hayatlarında tamamen erimesi.
Ergenlikten beri sahip olduğum, canlı ve giz dolu bir cinsel organa sahip, erkeğinkini hiç bozulmadan içine alan -böylece daha da canlı ve gizli hale gelen-bedenimi o gece kaybettiğimi anladım. Teşhir edilmiş, çekiştirilmiş bir cinsel organım; kazınmış, dışarı açılmış bir karnım vardı. Anneminkine benzeyen bir vücut.
İçinden geldiğim toplumsal sınıf ile başıma gelen şey arasında muğlak bir bağ kuruyordum. Bir işçi ve küçük esnaf ailesinin yüksek öğrenim gören ilk ferdi olarak fabrikadan ve tezgahtan sıyırmıştım. Ama ne lise diploması ne de edebiyat lisansı sefaletin bir alın yazısı olarak aktarılmasını ortadan kaldırmayı başarabilmişti; hamile kızın alın yazısı simgesel olarak alkoliğinkiyle aynıydı. Kendimi apış arasından kaptırmıştım ve içimde filizlenen şey, bir anlamda, toplumsal bozgundu.