Biri gidecek ve sen onun yerine geçeceksin. İşte, aşkta, önemsediğin her durumda. Çok da önemseme. Büyüklenme. Bir gün sen de gönderilen olacaksın. Bir gün bir toplulukta önemli insan olacaksın, bir başkası kenara atılırken. Çok da böbürlenme. Bir gün sen de o kenarların acı tadını alacaksın. Bir gün çok şey başaracaksın ve her nimeti kendinde arayacaksın. Çok da güvenme. Şansın yardım etmediği yenilmişlerin yanında bir gün sen de yerini alacaksın. Zekana, güzelliğine, sahip olduklarına hayran olunacak. Çok da tutunma. Çoğu gece yalnızken bunların seni onarmadığını, seni önemli gibi hissettiren oyuncaklar olduğunu anlayacaksın. Ne ki yüceltilmediğin, alkışlanmadığın, sahnede olmadığın zamanlar kendini hala önemsiyorsun, ne ki terk edildiğinde,ürkmüş kalbine sahip çıkabiliyorsun, gruptan dışlanmış çocuğu sen içine alıyorsun, utanmış haline insanın en saf hali muamelesi yapıyorsun o zaman kendi yurdundasın. Artık bir kökün var. Aitsin. Kendine aitsin. Sen gitmezsen senden gitmeyecek olan tek kişiye. Ne zaman yendin kendini yargılamayı, o zaman yenilmezsin işte. Bırak varsın gitsin giden, bırak seni eleştirenleri, bırak beceremediklerini, bırak kavgaları. Hırpalanmış çocuğu sen büyüt barışla. Değilse kendi dikenlerinden acır insan özünde. Halini anlamayan olacak. Gördükleri kişi senin içinde yaşadığın kişiyle uyuşmayacak. Sen seni anlamazsan, seni herkes yalnız bırakacak. Herkes gücü sever. Sen kendindeki kırılganı sev. Kendindeki utanmışa kendini ispat edeceği bir sahne verme, kucak ver. Sen kendini yaşamaya geldin. Ondan sorumlusun. Onunla ne yapacaksın? Ne kalacak geriye kendinle yarattığın hikayeden? Tekrar okumak istediğin hikayeler yaz. Acıma kendine ve acınası öyküler yazma. Ama yazarsan da bil ki yine de kendini terk etmezsin. Çünkü sevgi terk etmez, beklenti terk