Öncelikle beni içine çeken nadir romanlar sınıfına girdi. Kitabı okurken,neredeyse her sayfada farklı duygular uyandırdı içimde. Selim… Herkesin gördüğünün aksine bencillik içerisinde kendini kaybetmiş bir karakter. Her ne kadar haklı davası olsa da bu davayı da bir şekilde kirletmiş bir karakter. Karısı Ayşe’de zaman zaman kendimi buldum. Geleceğin ayan beyan ortada olmasına rağmen yine de denemekten vazgeçmemesi, hala Selim’i idare etmesi sadece bazı şeylerin zamanını geciktirdiğini sonradan farkedecek olması… Ve sonuçta belki de Selim’in buhranlarından daha zavallı bir hale gelmesi.. Atsız’ın kalemine diyecek yok tabi ama araya sıkıştırdığı o şiirler… Hala güzel sayılabilecek hisleri hatırlattı. En nihayetinde de bitti… Hüzünlü ve buruk bir duyguyla kapak kapandı.