"Çocukluğumda okulun ve evimizin pencerelerinden bakarken sevdim bu dağı ama uzaktan gördüğüm şeylerini; bulutlarını, karını, zirvesini, ağaçlarını. Göz tutkusu diyorum şimdi buna. Bazı şeyleri seyrederken gözlerim kapanmak bilmeyen bir yara oluyor yüzümde. Boğazıma kadar dolunca anlıyorum doyduğumu. Seyretmenin ne güzel bir şey olduğunun farkına o yaşlarda varmıştım. Garip bir şekilde kapılmıştım, bazen konuşurken seyrediyordum, bazen kimselere hissettirmeden..."