Ağacın dibine sokulup bir gölge gibi yere yayıldığın karanlığa sığınıp kendini kaybettiğin, kaybedip tekrar bulduğun. Yitik zamanın içinde hiç olmamış bir meyvenin ta çekirdeğinde yeniden var olabilmeyi uman hiçliğin ta kendisiydin.
Yüzünde kendine benzeş izler aradığın ötekiden, mutluluğun özünü bağışlayan çocuktan, seni toprağa uğurlayacak mihmandardan, mezarının yanını ayırdığın öbür cesedinden başka kim? Kimi zaman yapayalnız ölmemek için istiyorsun onu, kimi zaman doğurmakla ölümü de doğurmuş olacağın için onu istemiyorsun.