Küçük mucizeleri kabul ettiğimiz zaman kendimizi büyük mucizeleri hayal edebilecek yeterlilikte hissederiz. Bir istiridyenin içinden parlak, canlı, lezzetli bir canlının çıkabileeğini kabul ettiğimiz anda, aynı kabuktan Afrodit' in geleceğini de kabul etmişiz demektir. Bununla da yetinmeyerek, Afrodit'in kabuğundan büsbütün uzaklaşacağını, kendine bir stüdyo daire edineceğini, tıpkı istiridye gibi onu istediği biçimde donatacağını da düşünebiliriz; ama hayal gücü, pek zengin değilse bu noktadan önceki bir yerde durmak zorundadıdır.
Dünya ile kendisi arasında, ipekten de olsa bir nesneye ihtiyaç duyan birisi hayattan korkmaktadır. Bir şeyler yaşamaktan, bunları gerçekten hissetmekten korkmaktadır. Hayatın, onu gerçekten kavramamak, gerçekten yaşamamak için çok kısa ve çok güzel olduğunu düşünüyorum.