Ancak şimdi maruz kaldığı çekimin gücü, bugüne değin algıladığı hiçbir şeye benzemiyordu. Dilindeki yankı hem tatlı hem acı hem ekşi hem de tuzluydu. O, her şeydi. Gece ile gündüz. Yaz ve kış. Ezel ile ebed... Vücudunu dik tutan iskelet, başını döndüren cezbeydi.
Hayatla hayal arasındaki mesafe, bir harften çok daha fazlasıdır ey asi derviş! Sen bunu anlayamıyorsun işte! Ömür kuşunun tüyleri birer birer uçup gitti. Okuduğun yüzlerce kitap, hatmettiğin bir o kadar harita ve tekellüm etmek için didinip durduğun türlü ecnebi lisansları... Deyiver hele; ne kaldı onlardan geriye?