“Kitaba karşı hemen hemen karşı konulmaz bir tutkum var; hiç durmadan okumak, öğrenmek, kendimi yetiştirmek peynir ekmek kadar kesin bir gereksinim benim için.”
Ben başkalarıyla hep beraber yapılan işlerden zevk aldığımı hatırlamıyorum hiç. Ben her zaman kendi iç dünyamın derinliklerine girmiş orada uzun uzun keyif almışımdır.
Her içtiginde masada olanlari unutan bir mahalleli vardi. Ölüm denen sey, yasam denen bu bayagi ve ehemmiyetsiz içki sofrasini unutmak için kafaya dikilen bir kadeh içkiydi belki de.