Baktım, gülüm gizli gizli yanaklarını siliyordu. Ne çok sevmişti onu. Bütün hayatını, musikinin ötesinde bir nağme, mûcerredin üstünde bir lisan gibi o doldurmuştu. Hatice "Büyüklüğü hak etmiş, Allah'ın sevgilisinin sevgilisi olmuştu. Zarafeti, inceliği, şefkati ve merhametiyle eşi benzeri olmayan asil bir kadındı... Kadınlık âleminin yüz akı: Asiye, Imrân kızı Meryem gibi mübarek kadınlar silsilesinin hâtemi. Hatice, kalbinin sahibi, tecellisi, tesellisi... Hiç kimsenin ona inanmadığı zaman inananı, hiç kimsenin onu dinlemediği zaman dinleyeni... Kimseciklerin yardım etmediği zaman yardımcısı, İslamiyet'e para lazım olduğu vakit hazinesi. Canıyla ve malıyla, ruhuyla ve gönlüyle sırdaşı, bütün zorlu yollarda yoldaşı... Hatice bir abide, Hatice bir destan... Hatice çocuklarının annesi, Hatice hayırda öncülerin öncüsü.
Hatice imanda ilklerin ilkiydi. Hatice diğer kadınların kıskandığı, Hatice meleklerin melek sandığıydı. Hatice evin anlamı, Hatice evliliğin anlamıydı. Gül sofrasındaki iki lokmadan biriydi. Hatice vefanın adı ve yemeğin tadıydı. Hatice anneydi, şefkate bir hedefti; Hatice inci inci kızlarına en nadide sadefti. Sözü senet, kararı netti. Sihirli yakutlar gibiydi, sözde sükütlar gibiydi. Hatice imanın gür sesiydi, ezcümle müminlerin annesiydi...