Sena

Sena
@Senafyaa
Üniversite
18 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Sena

, bir kitap okudu
Puan vermedi·590 syf.·
27 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 23:59
·
2026 3. kitabı
Reklam

Sena

, bir kitap okudu
Puan vermedi·111 syf.·
23 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:21
·
2026 2. kitabı
Yıldız Ramazanoğlu
6.6/10 · 43 okunma
Baktım, gülüm gizli gizli yanaklarını siliyordu. Ne çok sevmişti onu. Bütün hayatını, musikinin ötesinde bir nağme, mûcerredin üstünde bir lisan gibi o doldurmuştu. Hatice "Büyüklüğü hak etmiş, Allah'ın sevgilisinin sevgilisi olmuştu. Zarafeti, inceliği, şefkati ve merhametiyle eşi benzeri olmayan asil bir kadındı... Kadınlık âleminin yüz akı: Asiye, Imrân kızı Meryem gibi mübarek kadınlar silsilesinin hâtemi. Hatice, kalbinin sahibi, tecellisi, tesellisi... Hiç kimsenin ona inanmadığı zaman inananı, hiç kimsenin onu dinlemediği zaman dinleyeni... Kimseciklerin yardım etmediği zaman yardımcısı, İslamiyet'e para lazım olduğu vakit hazinesi. Canıyla ve malıyla, ruhuyla ve gönlüyle sırdaşı, bütün zorlu yollarda yoldaşı... Hatice bir abide, Hatice bir destan... Hatice çocuklarının annesi, Hatice hayırda öncülerin öncüsü. Hatice imanda ilklerin ilkiydi. Hatice diğer kadınların kıskandığı, Hatice meleklerin melek sandığıydı. Hatice evin anlamı, Hatice evliliğin anlamıydı. Gül sofrasındaki iki lokmadan biriydi. Hatice vefanın adı ve yemeğin tadıydı. Hatice anneydi, şefkate bir hedefti; Hatice inci inci kızlarına en nadide sadefti. Sözü senet, kararı netti. Sihirli yakutlar gibiydi, sözde sükütlar gibiydi. Hatice imanın gür sesiydi, ezcümle müminlerin annesiydi...
Ölüm hayatın zıddı değildi, bilakis hayatla başlıyordu ve hayatın ta kendisiydi. Ölüme ilerlemenin adı hayat olmuştu. Doğan herkes bu yolu yürüyor ve günü gelince de dünyayı terk edip gidiyordu. Uzun emeller ve ihtiraslar gidişi geciktirmiyor, bilakis hayatı geciktiriyordu. Kureyş'in azgınları putlarına sarılarak ölümü ötelediklerini sanıyorlardı. Kabe'dekiler gibi herkesin içinde taşıdığı putlar vardı. İhtiras, mevki ve makam askı, yönetme arzusu, para ve zenginlik. zevk u safa, içki ve kadın... Kureyş ahirete inanıyordu ama toprağa bırakıp geldiklerinden ibret devşirmiyordu. Baksalar anlayacaklardı; giden gelmiyordu. Gülüm onlara ölümün bir vaiz olduğunu söylüyor, Firavunlardan, Nemrutlardan, Karunlardan ibret almak gerektiğini anlatıyordu ama nafile, kulaklar tıkalı, duymuyor; kalpler mühürlü, açılmıyordu.
Sorgulama da kendiliğinden itaat, yakaza ve iffeti getirecekti. İsyandakiyle itaattekinin farkı nefisten razı olup olmamakta düğümleniyordu. Bu dava nefsinden razı azgınlar ile nefsiyle hesabı olan müminler arasında geçmeye başlamıştı.
Sayfa 226·Kitabı okudu
Reklam