Kendini algılamanı sağlayan içinde bir benliğin var. Sen doğduğundan bu yana bu benlik hep aynıymış gibi geliyor sana, hiç değişmemişsin gibi. Halbuki bu benlik; yaşadığın olaylarla, fiziksel gelişiminle, zeka seviyenle birlikte değişime uğruyor, sen bunu fark etmesen de. 20 yaşındaki benlik ile 5 yıl sonrasının benliği birbirinden çok farklı olabiliyor. Ama sen 25 yaşında 20 yaşındaki bir hatanı düşündüğün ve pişman olduğun zaman, aslında 25 yaş benliğiyle sanki o dönemde de 25 yaşındaymışsın gibi yargılıyorsun kendini. Halbuki o zamanlar daha acemiydin, bu kadar hayat tecrüben yoktu.
Son yıllarda hayatı "keşke dememek üzere" yaşamaya yönelik bir baskı var insanların üzerinde. Geçmişe yönelik pişmanlıkların olmaması, hakkını vererek yaşanılmış bir hayatın işareti sayılıyor. Ama işin psikolojik yanı gerçekten öyle değil. İnsan hayatını ne kadar kutsallaştırırsak, ona sıradanlığı o kadar yakıştıramıyoruz. Halbuki bizimki de hayat, binlerce yıl önce yaşayan ve şu an onun yaşadığından kimsenin haberi olmadığı bir insanın hayatı da hayat. Değişen bir şey yok aslında, sadece içinde olunca farklıymış gibi geliyor. "Keşke dememek üzerine" koşullanırsak, kendimizi gereksiz bir baskı altına sokmuş oluyoruz.