“Hiçbir işe yaramayan, ama insanın atmaya da kıyamadığı şeyler için bir çare bulunmalı”, diyordu Fermina Daza. Doğruydu: Nesnelerin yaşanabilir alanlara, insanları yerlerinden edip onları köşelere sıkıştırarak yayılmaktaki açgözlülükleri ürkütüyordu onu.
Aşkın öldürücü darbesini yemeden önceki gibi olmak için duyduğu kesin isteğe, tüm kaygılı çabalarına karşın, başka bir insan olmuştu. Gerçek şuydu ki, bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktı.
Her şeye karşın, yüreğin belleğinin kötü anıları sildiğini, iyileri büyüttüğünü, geçmişe katlanmayı bu hile sayesinde başardığımızı bilmeyecek kadar gençti daha.