Vahşi bir gurur İle şimdiye kadar sustum. Etrafımdaki kalabalığın içinden yalnız bir gölge gibi geçtim. Fakat bugün anlıyorum ki bu mağrur sükûtun sebebi, kendi tahammülüm, kendi irade kuvvetim değilmiş... Hayatın her insan için mukadder sayılı bir fırtınasına henüz uğramayışımmış„. O fırtına başladı Necdet...
"Yalnızlıktan doğan ıstıraplar en ziyade aşınmaya layık olanlardır. Çünkü, hiçbir merhametin tesellisi onlara erişemez. İnsanlar, ıstırabın yalnız bir nev'ini anlıyorlar: Kendi çektikleri ıstırap."
— Siz yalnızlığın hakiki manasını bilmiyorsunuz...
İnsan, yalnızlığı hariçte değil, kendi içinde aramalı.
Sözlerinin manasım kavrayamadığımı gördü. Bastonuyla kendi etrafında bir daire çizdi.
— Bakınız, dedi; bu çizgi bir timsaldir. Aramızda pek az mesafe var. Birbirimize bakıyoruz, ben söylüyorum, siz dinliyorsunuz... Fakat bu çizgi bizi ayırıyor... Siz, bana uzak yıldızlardan daha uzaksınız... İşte hakiki yalnızlık budur.
Dünyada ilk defa benim de bir sevdiğim insan oluyordu. Merhamet, muhabbet, arkadaşlık denen güzel şeylerin zevkini ilk defa duyuyordum. Ruh yalnızlığı denilen korkunç hastalıktan sen beni kurtarıyordun.