Bu esnada Müftü Efendi dostunu ziyarete gelmişti. Kapıda çobanı suratı yoğurt içinde görünce şaşırdı. Sordu:
— Ulan, bu ne hal?
Saf çoban uğradığı haksızlıktan şaşırmış gibiydi. Fakat yine mantığını kaybetmemişti. Acı bir serzeniş tavrıyla,
— Ne olacak efendim, dedi, hesabını doğru veren işte böyle yüzünün akıyla dışarı çıkar.
—?
“ Belkıs hanım fena halde sinirlenden rahatsızdır. Başındaki ağrı midesindeki bulantı, vücudundaki kırıklığın geçmesi için mutlaka şu tedbirler alınacak: Her sabah soğuk su ile ellerini, yüzünü yıkamak. Moda gazetelerinde gördüğü son şekil iki giysiyi hemen terziye ısmarlamak. Ağır fötr bir manto “Babayan” a Son gelen elmaslardan, incilerden en aşağı yedi parça hemen alınacak. Her gün temiz, kiralık bir otomobil içinde iki saat kadar bir gezinti. Bu program noktası noktasına takip edilmezse rahatsızlığın pek vahim, pek tehlikeli karmaşıklıklara sebep olacağını fen namına haber veririm!”