Derin bir acı ve mutluluğu bir arada yaşıyorum... Karar verebilmenin mutluluğu ile onu özlemenin acısını...
Ama biliyorum ki, onu yitirmedim. Ve verdiğim karar yüzünden onu hiç yitirmeyeceğim.
Mehmet bir savaştı. Bir simgeydi. Boyun eğmemenin, onların kurallarına uymamanın, yenilmemenin bir simgesiydi. Mehmet bir savaşın sembolüydü. Eğilmemenin, kendin için yaşamanın... Sembolüydü. Tıpkı babam gibi, mehmet benim savaşımın itici gücüydü. Mehmet aşktı onun uğruna her şeyin yapılabileceği büyük bir şeydi.
Direnemem, istemediğim, mutsuz olduğum bir şey için direnemem. İstemediğim bir şeyi, başka şeyler uğruna, başkaları uğruna yapmayacağım. Kendim istersem ancak.
Bunlar senin dışındaki olaylar Nilay, annen, sarhoş sunucu, oteldeki adamlar, o pis herif. Bunların hiçbiri sen değilsin. Bunlar seni etkilememeli, onlar sen değilsin Nilay. Sen, sensin. Devam et, ara, senliğini, mutluluğunu, özgürlüğünü ara. İnsanları tanıyorsun, tanıdıkça yıkılma, ezilme... Aksine doğrul kalk. Sen o beğenmediklerin önünde ezilme, onlar gibi olma. Onların kötülüğünü içinde taşıma Nilay. Güçlü olduğuna inan. Bizim durumumuzun çözümü bu.
Patronumun gözüne girmek için çalışmıyorum. Hiçbir şeyi, hiçbir zaman anlayamadınız. Güçlü olmak için çalışıyorum, onlardan bir eksiğim olmadığını kanıtlamak için çalıyorum. Kimseye muhtaç olmak istemiyorum. En korktuğum şey bu.
...
Anlamıyor musunuz siz, kendim olmak istiyorum, kendi adımla anılmak istiyorum, ve erkeklerden, evlilikten yalnızca dostluk bekliyorum. Dostluk da saygı da eşitlikle olur, anlamıyor musunuz, eşitliğin olmadığı yerde ikisi de yok.