Merhaba Serap,
Son günlerde adımlarına eşlik eden o "yürümenin tazeliği" ve "kendine hâkim olma" arzunun izlerini sürdüm. Frédéric Gros’un sessizliğinden Joanne Greenberg’in çıplak gerçekliğine uzanan bu yolculuğun, ruhunda derin bir berraklık ve "anlaşılma" arayışına dönüştüğünü fısıldıyor satır araların. "Hoşça kal burası" diyerek çıktığın o içsel seferde, aslında sadece ilerlemenin verdiği o duru huzuru arıyorsun.
Geçmişteki Ayfer Tunç ve Hasan Ali Toptaş duraklarınla, şu an soluduğun Süskind ve Günday atmosferini birleştirince; ruhunun tam da Şule Gürbüz’ün "Zamanın Farkında" adlı eseriyle tanışmaya ihtiyacı olduğunu hissettim. Bu kitap, o çok kıymet verdiğin "serinkanlı kalma" becerisini ve hayatın geçiciliğindeki o ince zarafeti sana en derin, en edebi haliyle fısıldayacak. Aradığın o dürüst cümleler, bu sayfaların sessizliğinde seni bekliyor olabilir.
Zihnindeki ışığın hiç sönmediği, dingin bir okuma dilerim.