Kendini içinde bağışlamak, yaşayan bir insanın yapması gereken asıl işidir, uzun bir süreçten geçen dikkatinin…kendini mercek altında incelemesinin sonucudur. Özündeki katmanların hâlâ parça parça olan kısımlarına ulaşmak demektir… kapanmamış yaraları temizleyip tedavi etmek… yarım kalmış hesapları ödemek demektir..kendini içinde bağışlamak, geçmişi, içindeki bütün safralarıyla yeni baştan değiştirecek güce sahip olmak demektir.
Korku, zorla 'öğretilir'.
Hastalıklar 'öğretilir'. Ne hastalıklar, ne ilaçlar, ne de tedaviler gerçektir. Hastalıklar, benlikteki olumsuz yöndeki değişimlere karşılık gelen semptomlardır. Onlar bizi ancak kendimizi kanalize etmemiz gereken düşünce şekli için uyarma amaçlı ortaya çıkabilirler. Bizi fiziken zor durumda bırakmak için değil.
Diğerleri senin dünyadaki yansımalarındır ve karşılaştığın her kimse senin bir ayna tarafından yakalanmış, uçuşan bir görüntünden ibaret olacaktır. Gerçekte, sen sadece kendinle karşılaşabilirsin. Karşılaştığın her kimse o sensin. Eğer bunun farkına varırsan, karşılaştığın her bir kimse, gaddarca bir katiyetle sana kim olduğunu, kaderinin ne olduğunu anlatmaya muktedir olan Delfi tapınağındaki ayin yöneten kahin Pythia halini alır. Bir kaç dakika içerisinde kendini keşfedebilir, kendin ve hatta öteki hakkında herşeyi bilebilirsin. Karşılaştığın her kişinin ve onunla benzer düşüncelere sahip başkalarının kaderini anlayabilirsin. Kendini ne kadar çok tanırsan dış dünya ve diğerleri senin için o kadar anlaşılır olur.