Görüp o sevb-i siyeh-reng içinde cânânı
Dedim ki; baht-ı siyâhım ne hoş vücûd almış!
Değil, değil, şeb-i vuslat tecessüm eylerken
Görünce hâl-i perîşânımı donup kalmış!
Dünyâ zalâm içinde olurken keder-nümâ,
Sen parlatınca şevk ile bir hande-i safâ,
Eyler önümde Tûr-ı safâ ol dem incilâ;
Handenle tâze rûh gelir hâsılı bana:
Güldür garîbin ey gül-i revnak-disâr!.. Gül!
Gamzeye âgâz ederek gözlerin
Bendeni dem-beste eder sözlerin
Gözlerini seyre koyulsun gözüm
Olsun emân hep sana dâir sözüm
Çeşm-i remed-dîdemi pür-nûr kıl
Kalbimi hem-şa'şa'a-i Tür kıl
Belki bulur nûrun ile intibâh
Hayli karardı dil-i sevdâ-penâh!
Heyhât!
Etti mâl-â mâl zehr-i imtinânıyla tabîb
Kalb-i mecrûhunda artık yer mi var dârûsuna
Cevâb isterim?!
Hâl-i ye's ü ıztırâbımda söz anlatmak gibi
Var mıdır düşvâr kâr insân dil-i me'yûsuna
Tuhaf!!
Gam zamânı hükm-i takdîri düşünmez levm eder
Baht-i ma'kûsuyla âdem tâli'-i menhûsuna